Erkan Aksu Yazar

Erkan Aksu Yazar
#242277089 gönderi 1.hikaye #242426895 2.hikaye
Yazar
Ankara
Ankara
307 okur puanı
Şubat 2021 tarihinde katıldı
2084 ırkların üstünlük savaşı dünyanın sonunu getirecek.

İRİDACEAE

@Kartalice__1903
·
2084 Melezler Adası' nın devamı yani serinin ikinci kitabının incelemesini yazmak benim için harika. Aslında ikinci seri olan kitabı nedense daha çok beğendim, olağanüstü varlıkların olmasıdır belkide. Kitabın çoğu yerde günümüzü çok güzel özetlemiş. İnsanoğlunun teknolojiye bağımlılığı, gözlerinin hırs bürümüş olması ve bir türlü doymak bilmeyen nefisleri. Dünyayı ele geçirip tek güç olmayı, katilleri, sapıkları.... Hayal gücüyle yazılan bu eser okurken film izlemiş gibi oldum. Kurt Adamlar, İnmalar yani; yarı insan yarı maymun cinsinden olan, Ruhsuz Bedenler onları zombi gibi hayal edebilirsiniz. Amansız maceralar olan kitabı okurken içinde adeta yaşıyorsunuz. Bi kaç insan kalsada, hepsi dünyanın tek hakimi olmak istiyor, buna Kurt Adamlar ve Ruhsuz Bedenlerde dahil. İnmalar üstün varlıklar olsada adaletli yaratık olmaları sayesinde onlarla amansız bir mücadele veriyor. Tabi Avcı Metehan'ı da unutmamak gerekiyor. Cesur ve korkusuz yapısıyla İnmalarla bir olup, dünyayı yok etmek isteyenlerle savaşması çok hoş. Kitap heyecan verici bir yerde bitti, acaba devamı olacak mı? İnşallah bu sorunun cevabını sizden alabilirim:) @Akabeak. Bu güzel eser için teşekkür eder ve kaleminizin daim olmasını temenni ederim.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Korku hikayeleri sever dostlarım, profilimden hikayeler kısmına girip Paranormal Hikayeler adlı korku hikaye serilerini okuyabilirsiniz.
KARANLIĞIN SIRRI
BÖLÜM 2 Gözlerimi kapatmamam gerektiğini biliyordum, ama o gözlerin bana daha fazla yaklaşmasına da dayanamayacaktım. Ellerimi yorganın altına sokup sıkıca tuttum, sanki ince bir kumaş beni koruyacakmış gibi. Gözlerim hâlâ kapının eşiğindeki o karanlık figürdeydi. Nefesimi tutarak bekledim. Her şey durmuş gibiydi; zaman, sesler, hatta kalbimin atışı bile. Sonra, kapı ağır ağır gıcırdayarak biraz daha açıldı. Kafamın içinde çığlık atmak istiyordum, ama boğazım kilitlenmişti. Bacaklarım hareket etmek, koşmak istiyordu ama felç olmuş gibiydim. O karanlık figür, oda ile koridor arasındaki boşlukta asılı duruyordu. Ne tam içeri giriyor, ne de uzaklaşıyordu. Sonunda dayanamadım. “Ne istiyorsun?” diye fısıldadım, sesim zar zor duyulacak kadar cılızdı. Karşılık vermedi. Bekledi. Sadece o ölü gözlerle bana bakmaya devam etti. Her şeyin bir anda sona ermesini, bunun bir kâbus olduğunu anlamayı bekledim. Sonra karanlık figür hareket etti. Beni izlemeye devam ederken, yavaşça odanın içine süzüldü. Parmak uçları yatağımın ucuna dokundu. Nefesim kesildi. O an ne yapacağımı bilemedim; gözlerim o kadar kurumuştu ki göz kapaklarım kendiliğinden kapanmaya çalışıyordu. Ama bir an bile gözlerimi ondan ayıramadım. Eğer kapatırsam, onun tamamen üzerime çöküp beni ele geçireceğinden emindim. Figür, ağır ve boğucu bir sessizlik içinde yatağın kenarına oturdu. Yatak hafifçe çöktü. Şimdi tam önümdeydi. Bir şey söylemek istedim. Belki bir dua, belki bir çığlık, ama ağzımdan hiçbir kelime çıkmadı. Figürün soğuk nefesi yüzüme vuruyordu, ama yüzü… Yüzü hâlâ gölgelerin içindeydi. Sonra birden kulağımın dibinde, hiç beklemediğim bir ses… “Gözlerini kapatma,” dedi, bu kez çok netti. “Gözlerini kapatırsan, asla geri dönemeyeceksin.
KARANLIĞIN SIRRI
Bölüm 1 Uyandığımda odanın karanlık olmadığını fark ettim. Oysa ışıkları kapatıp yatmıştım, ama şimdi duvarlardan süzülen solgun, titrek bir parıltı her köşeye sinmişti. Gözlerimi ovuşturup dinlemeye çalıştım. Evde yalnızdım, eminim, ama koridordan gelen ayak sesleri zihnimi allak bullak etti. Hafif ve tereddütlü adımlar, sanki odama doğru ilerliyordu. Kapı aralık mıydı? Emin değildim. Gözlerim kapıya kilitlenmişti, ama karanlıkta ne gördüğümden bir türlü emin olamıyordum. Derin bir nefes aldım, aldığım nefes ciğerlerimi yakacak kadar soğuktu. O an fark ettim… Bu koku… Çürümüş bir şeylerin kokusuydu. Yatakta hareketsiz yatarken kalbim öyle hızlı atıyordu ki göğsümden dışarı fırlayacak sandım. Sonra ayak sesleri bir anda kesildi. Koca bir boşluk çöktü odama. Hiçbir ses kalmamıştı; ne adımlar, ne hafif bir rüzgâr hışırtısı, ne de saatin tik takları. Yatağın içinde öylece kalakaldım. Gözlerimle her şeyi tararken, çocukken geceleri gözlerimi açık tuttuğumda hissettiğim o korku geri geldi. O zamanlar gözlerim açık kalırsa hiçbir şey bana dokunamazmış gibi gelirdi. Ama şimdi… gözlerim açıkken bile bir şeyin bana çok yaklaştığını hissedebiliyordum. Kapının aralığından içeri sızan karanlık, bir şekil almaya başlamıştı. Bir gölge… Hayır, bir el… Kapının kenarına uzanmıştı, ağır ve kemikli parmaklar kapının yüzeyini tırmalıyordu. Kapıdan bana bakan o gözler… Parlak ve boş iki nokta. Nefes almayan, canlı olmayan bir yüze yerleşmişti. Gözlerimi kırpmadan ona bakıyordum, ama kaçacak yerim yoktu artık. Gözlerimi kapatsam bile o buradaydı. Benimle.