BÖLÜM 2
Gözlerimi kapatmamam gerektiğini biliyordum, ama o gözlerin bana daha fazla yaklaşmasına da dayanamayacaktım. Ellerimi yorganın altına sokup sıkıca tuttum, sanki ince bir kumaş beni koruyacakmış gibi. Gözlerim hâlâ kapının eşiğindeki o karanlık figürdeydi. Nefesimi tutarak bekledim. Her şey durmuş gibiydi; zaman, sesler, hatta kalbimin atışı bile.
Sonra, kapı ağır ağır gıcırdayarak biraz daha açıldı. Kafamın içinde çığlık atmak istiyordum, ama boğazım kilitlenmişti. Bacaklarım hareket etmek, koşmak istiyordu ama felç olmuş gibiydim. O karanlık figür, oda ile koridor arasındaki boşlukta asılı duruyordu. Ne tam içeri giriyor, ne de uzaklaşıyordu.
Sonunda dayanamadım. “Ne istiyorsun?” diye fısıldadım, sesim zar zor duyulacak kadar cılızdı. Karşılık vermedi. Bekledi. Sadece o ölü gözlerle bana bakmaya devam etti. Her şeyin bir anda sona ermesini, bunun bir kâbus olduğunu anlamayı bekledim.
Sonra karanlık figür hareket etti. Beni izlemeye devam ederken, yavaşça odanın içine süzüldü. Parmak uçları yatağımın ucuna dokundu. Nefesim kesildi. O an ne yapacağımı bilemedim; gözlerim o kadar kurumuştu ki göz kapaklarım kendiliğinden kapanmaya çalışıyordu.
Ama bir an bile gözlerimi ondan ayıramadım. Eğer kapatırsam, onun tamamen üzerime çöküp beni ele geçireceğinden emindim. Figür, ağır ve boğucu bir sessizlik içinde yatağın kenarına oturdu. Yatak hafifçe çöktü. Şimdi tam önümdeydi.
Bir şey söylemek istedim. Belki bir dua, belki bir çığlık, ama ağzımdan hiçbir kelime çıkmadı. Figürün soğuk nefesi yüzüme vuruyordu, ama yüzü… Yüzü hâlâ gölgelerin içindeydi.
Sonra birden kulağımın dibinde, hiç beklemediğim bir ses… “Gözlerini kapatma,” dedi, bu kez çok netti. “Gözlerini kapatırsan, asla geri dönemeyeceksin.