ne fırtınalar koptu,
benim hayat dallarımdan
hiç birinde vazgeçmedim
umutlarımdan
içimde kıyametler kopsa da
ben baharıyım yarınlarımın, çiçek açarım her kışın ardından...
Türkiye işçi sınıfına selâm!
Selâm yaratana!
Tohumların tohumuna, serpilip gelişene selâm!
Bütün yemişler dallarınızdadır.
Beklenen günler, güzel günlerimiz ellerinizdedir,
haklı günler, büyük günler,
gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan,
ekmek, gül ve hürriyet günleri.
Türkiye işçi sınıfına selâm!
Meydanlarda hasretimizi haykıranlara,
toprağa, kitaba, işe hasretimizi,
hasretimizi, ayyıldızı esir bayrağımıza.
Düşmanı yenecek işçi sınıfımıza selâm!
Paranın padişahlığını,
karanlığını yobazın
ve yabancının roketini yenecek işçi sınıfına selâm!
Türkiye işçi sınıfına selâm!
Selâm yaratana!
Evlatlar, babalarını hep hatırlamak istedikleri gibi hatırlarlar. Ama babalar... Babalar evlatlarını oldukları gibi severler. Gitmedin mi be oğlum? Gitmedin mi? Kaldın mı hep buralarda?
Bakın azizim, hayat dediğimiz bir süredir. Yaşam ise o süreyi nasıl kullandığınızdır. Burada iki ayrı sözcük olması boşuna değil. O süreyi nasıl geçirdin, nasıl davrandın, üslubun neydi? İşte o yaşamındır.