Aytmatov, savaşın yıkıcılığını sadece ideolojik veya askeri bir kayıp olarak değil, bir varoluşsal açlık olarak tasvir eder. Savaş; hürriyeti yutan, çocukların rızkına el koyan doymak bilmeyen bir midedir. Ancak metnin en çarpıcı yanı, savaşın dışsal bir düşman olmasının ötesinde, insanın içindeki bencillikle girdiği iş birliğidir. Savaş her şeyi yutarken, bazı insanların vicdanlarını bu yıkımdan korumak yerine sadece kendi çıkarlarını korumaya çalışmaları, toplumsal çürümenin en net kanıtıdır.