Eğer insanlaşmayı başarabilmişsek dünyadan haberdar olmamız bizi sorumluluk altında bırakır. Bilmek sorumlulukla tanışmaktır. Yükümlülük bilenlerin payına düşer!
Bize kim bir süreçten, amaç-araç ayrımından, önceliklerden, fedakarlıklardan bahsediyorsa, o bizi nitelikten, niteliklerden uzaklaştırıyordur. Faydayı nitelik peşinde düşmekte bulacağız. Niceliğin değilde niteliğin önemli ve değerli olduğunu bizzat kabul etmemiz bizim hem en isabetli başlangıcı yaptığımızın, hem de en sağlam yerde durduğumuzun göstergesidir.
Oysa salaklar hayatı kalın çizgilerle çerçevelemekten hoşlanır. Kalıplaşmış kavramların gölgesinde üstünkörü konuşurlar ve aralarında “umumiyetle” anlaşırlar.
Her fark ediş bir dönüm noktasıdır. Her dönüm noktası aranılan doğrunun bir parçasıdır. Doğru olanı bihakkın tanımanın vakti henüz, hâlâ, hiç geçmemiştir ve doğruluğun galebe çalacağı ortamı tesis etme zamanı şimdiki zamandır!