Aşırı uçların borusu Türkiye’de ötmedi. Türkiye’ye aşırı uçların kısmen dahi el koyması kolayca engellendi. Bu engelleme Türkiye’nin düze çıkması, yolunun açılması anlamına gelmedi. Engellemenin gerçekleşmesi ile birlikte Türkiye’nin ciddiyetle, samimiyetle, açıksözlülükle, dürüstlükle ne kadar bağı var idiyse hepsi koptu. Artık Türkiye’de laçkalık kimseyi yadırgatmıyor. İnsanların ilkesizliklerini ilan etmeleri alkışlanıyor. Sadakat gösterenlerin kınanmayı hak ettikleri düşünülüyor. Dobra dobra konuşanların zekasından şüphe ediliyor. Bütün bu karakter zaaflarının tezahürünün bir başka alandaki kazançla telafi edildiğinin bir işaretinide göremiyoruz. Hiç kimse Türkiye’nin yüksek gelir düzeyinin, yaşama düzeyindeki yüksek kaliteyi, düşünce ürünlerindeki yüksek değeri işaret ederek “Bak! Bu üstünlükleri elde tutmamızı aşırı uçları tasfiye etmemize borçluyuz!” diyemez, diyemiyor. Durum kötüyse memnuniyet duyan kim? Durum iyi ise tatminsizlik duyanların gerekçeleri nedir? Bu saatten sonra Türkiye için neler yapılabileceğini bilmek istiyorsak, bu saate kadar Türkiye’ye yapılanların mahiyetini açığa çıkarmak zorundayız. Henry! Sen, neden burada olduğunu bilmek zorundasın!
Siyasi çözüm arayışlarında aşırı uçlardan kaçınmamızı tavsiye edenler, çareyi orta yolu bulmakta arayanlar aklımızın hayatımıza yön vermesini zorlaştırdılar. Haramiler kendilerinden hesap sorabilecek olanlara “aşırı uç” damgası basıp saltanatlarını devam ettirmek istedikleri için bunu yaptılar. Yaptıkları yanlarına kâr kaldı, istedikleri oldu.!
Titizlik ahlâkın ta kendisidir. Kim ki titizliği benimsemiştir; hangi işi yapıyor olursa olsun üstünkörü yaşayamayacaktır. Ayıklık olmadan titizlik de olmaz.Ayık adamın, titiz adamın, ahlaklı adamın hayatında “Orayı Karıştırma!”  dediği ikinci bir bölge yoktur.