Arzumuzun ne olduğuna karar vermek için dışarıya yöneliriz ve 'taklit arzularla' tanışırız. Başkalarının arzuladıklarını arzularız. Taklide dayanan arzu iş hayatımızın gidişatını, makbul yaşam tarzını, eş seçimimizi etkiler. Diğerlerini referans alan arzular rekabeti körükler. Başarı odaklı yaşam, başkalarına benzeyerek taklit ettiğimiz ve başkaları tarafından taklit edildiğimiz bir dünyaya hapseder bizi. Bu tuzağa düşmek biricikliğimizi kaybettirir, yaratıcılığımızı öldürür, sahici ve otantik bir yaşamdan bizi uzaklaştırır. Hayattaki inceliklere karşı körleşir, keşif duygumuzu kullanamaz hale geliriz. Bu körlükten uzak durmanın yolu anti-mimetik, sahici, halis bir yaşam tarzını seçmek olabilir.