Sema

Sema
@Akis__
Dijital not defteri
Reklam
Şimdi süngüyü düşürmenin, "ben"e kendisine dair bir tereddüt aşılamanın, "ben"in hayatında bir sektenin vakti. Yaptığını üstüne almamanın, Büyük Yapıcı'yı sezmenin, bütün fiilleri dolduran kudretin sahibini selamlamanın vakti. Miskin Yunus olmanın, o güçlü güçsüzlüğün, o kudretli zayıflığın, zenginliği çağıran o fakruzaruretin, tam vakti.
Eşyadan bir ricattir. Bakın, nesneler gözümüzde eski anlamını kaybediyor. Oruçla şeffaflaşan bedenimiz yepyeni dikkatler kazanıyor. Ezanı yeniden fark ediyor mesela, demek ki işitmemizde bir tazelik var. Kokular değişiyor sonra. Görüş alanımıza girenler ve görüş alanımızdan çıkanların kadrosu da. Eşya, biz yemedikçe, içmedikçe, uyumadıkça geriliyor; ruh, kazandığı yeni güçle serpiliyor. Ezanı işiten artık candır. Can, kulağını açmış, kaybettiği bütün sesleri derlemek için harekete geçiyor.
Şu dünyada insan olmaktan başka bir vazifemiz yok. İnsan olabildikçe, insan olmanın ne olduğuna dair de güçlü bir şuur kazanacağız. Bu şuur başka insanlara bakışımızda önümüzü aydınlatacak. Başka insana duyduğumuz hürmet, bizim hürmete layık oluşumuzda temellenecek. Hürmet görebilmek için değil, hürmet görmesek bile cevherimizin hürmete layık olması bakımından hürmet gösteriyor olacağız. Hürmet göstermenin, karşımızdakini yücelten bir şey olmak yerine, bizi yüce kılan, bizim insan olmaya dair şuurumuzu keskinleştiren bir şey olduğunu anlayacağız.
Reklam