Bir de bizim yaptığımıza bakalım: Olması kesin bir trafik kazasında, uzaktan, "Sakın oğlum, dikkat et" diyorsunuz. Yakındaki bir adama, "Bu adam böyle giderse başına bir bela gelir" diyorsunuz. Adama duyuramıyorsunuz ama uyarıyorum diyorsunuz. Veya duyuracak kadar bağırıyorsunuz da adam yine de tren yolunda yürüyüp gidiyor, "Aslanım karşıdan tren geliyor çekil" diyorsunuz, adam hiç tınmadan gidiyor. Sizde rahatlayarak diyorsunuz ki, "Ama ben görevimi yaptım, duyurdum."
Yahu, adam sağır!.. Adam sağır!.. Tren çarpmış adam ölmüş, siz orada burada gönül rahatlığıyla, "Vallahi kardeşim ben insanlık görevimi, islâmi görevimi yerine getirdim, trenin gelmekte olduğunu da haber verdim, bağırdım da. Ama adam beni dinlemedi. Gitti.." diyorsunuz. Ayeti kerimede de, "Onlar sağırdırlar, dilsizdirler ve de kördürler" (Kur'an-ı Kerim, 2/18) diyor.
Siz, köre bağırıyorsunuz. Sağıra bağırıyorsunuz. Peki, ne yapalım?
Haa!.. O adamın da varıp elinden tutmak var. Sağır olabilir bir adam. Kör de olabilir. Adamın elinden tutmak gerekiyor bu sefer.