Aysel Ceylan

7/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2026 00:09
Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın yalnızca batıl inançları eleştirdiği bir roman değil; korkuyla şekillenmiş bir toplumda birey olmanın ne kadar zor olduğunu gösteren bir metindir. Roman, yazıldığı dönem göz önüne alındığında günümüzden daha ilgi çekici bir metin haline gelmektdir. Halley Kuyruklu Yıldızı etrafında oluşan kıyamet söylentileri, halkın bilimle değil korkuyla hareket ettiğini açıkça ortaya koyar. Kuyruklu yıldız meselesi ise aslında bir araçtır; asıl anlatılan, korkunun insanların hayatlarını nasıl yönettiğidir. Feriha karakteri bu korkunun bireysel düzeydeki yansımasıdır. Feriha kendini sürekli “diğer kadınlardan farklı” olarak tanımlar; erkeklere özgü sayılan özelliklerini vurgular, toplumun ayıplayacağı davranışları baştan sahiplenir. Ancak bu tavır gerçek bir özgürlükten değil, bir savunma mekanizmasından doğar. Feriha, incinmemek için sertleşir; yargılanmamak için kendini baştan tanımlar. Kadınların değersiz görülmesine itiraz ederken, bunu kadınlığı savunarak değil, kadınlıktan uzaklaşarak yapar. Bu da onu güçlü değil, kırılgan kılar. İrfan ise romanın aklı temsil eden karakteridir. Bilgisi vardır, doğrunun ne olduğunu bilir; ancak bu bilgi, toplumsal korkular karşısında etkisiz kalır. İrfan’ın en büyük yanılgısı, mantığın her şeyi çözebileceğine inanmasıdır. Romandaki küfeye düşen kadın sahnesi ise tüm bu anlatının en çarpıcı noktasıdır. Kadının düşmesine rağmen kimsenin yardım etmemesi, cehaletten çok daha derin bir sorunu gösterir: ahlak korkusu yüzünden körelmiş vicdan. Kitap kendi döneminin özelliklerine göre okunduğunda toplum hakkında çok derin bilgiler veriyor. Sadece kuyruklu yıldız hakkındaki bilgiler biraz uzun ve detaylı verilmiş bu açıdan sıkıcıydı.
Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaçHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202525,6bin okunma
Reklam
9/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2025 38. kitabı
Yüzleşilmeyen travmalar gündüz diliyle anlatılmazsa gece düşüyle ortaya çıkar. Kitabın adı nedeniyle fantastik bir olay örgüsü olabileceğini düşünerek başlamıştım romana. Eyüp'ün gizemli bir şekilde ortadan kaybolması,uyandığında hatırlayamadığı rüyalardan rahatsız olup doktora gidecek kadar bu rüyalardan rahatsızlık duyması ve ciddiye alması bende gerçeküstü düşsel olayların yaşanacağı,rüyaların merkezde olacağı kanısını oluşturdu. Fakat olaylar ilerledikçe aslında gerçeküstü değil bastırılan gerçeğin anlatıldığı bir kurgu olduğunu gördüm. Gündüz yaşanan ve dile getirilemeyen,yüzleşmekten kaçınılan acı gerçek Eyüp'ün rüyalarında huzursuz edici bir sekilde günyüzüne çıkmaya başlamıştır. Kitapta yer verilen her karakterin psikolojik tahlilleri çok etkileyici bir şekilde yapılmış. Her karakteri kendi ağzından okumak onları yargılamadan anlamayı kolaylaştırıyor. Yaptıkları davranışların altında yatan sebepleri,kişiliklerinin temelini hangi olay,duygu ve düşüncenin olduğunu anlayabiliyoruz. Rüyaların sebebinin ailedeki cinsel istismar olduğunu öğrendiğimde taşlar yerine oturdu aslında. Veysel'in suçlayıcı, mesafeli ama bir yandan da merhametli yapısı, Perihan'ın mutfağı bu kadar sahiplenişi, insanlara karşı rahatsız edici davranışları, beklentileri ve Müesser'in hiç evlenmemesi ve kardeşlerine olan düşkünlüğü... Kitapta bazı eksik bulduğum kısımlar da var. Eyüp'ün giderken not bırakması ama Pilar'ın bu notu görmeyip ta İstanbul'a kadar gelmesi ve Eyüp'ün rüya defteri Pilar'ın elinde olmasına rağmen tamamını günler boyunca okumaması ama Müesser'in eline defterRüyalar anlatılmaz Kitabın adı nedeniyle fantastik bir olay örgüsü olabileceğini düşünerek başlamıştım romana. Eyüp'ün gizemli bir şekilde ortadan kaybolması,uyandığında hatırlayamadığı rüyalardan rahatsız olup
Rüyalar AnlatılmazNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 20254,405 okunma
Spoiler İçerir!
8/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2026 18:20
Küllerin Günü, ilk bakışta bir polisiye roman gibi sunulsa da, türün temel beklentilerini bilinçli biçimde bozan, okuru rahatlatmaktan çok rahatsız etmeyi amaçlayan bir romandır. Grangé bu eserde “katil kim?” sorusunu merkeze almak yerine, “bu suçlar nasıl mümkün oldu?” sorusunu okurun zihnine yerleştirir. Romanda olaylar, gizem yaratmak adına sona saklanmaz; aksine bazı gerçekler okura erkenden verilir.Özellikle ensest gibi temel meselelerin, soruşturma tamamlanmadan önce açığa çıkması, romanın polisiye olmaktan neden uzaklaştığını net biçimde gösterir. Grangé okuru şaşırtmak istemez; aksine bildiği gerçeğin ağırlığıyla baş başa bırakır. Şok, finalde değil, okuma sürecinin kendisinde yaşanır. Romanda karakterler değil; inanç, saplantı ve sorgusuz itaatten beslenen yapının kötülüğü dikkat çeker. Küllerin Günü, inancı değil; inancın araçsallaştırılmasını ve insan vicdanını devre dışı bırakan kör bağlılığı sorgular. Romanın finali okura bir rahatlama sunmaz. Adalet duygusu tam olarak yerine oturmaz, çünkü asıl mesele çözülmemiştir. Sistem ifşa edilmiş olsa bile, ortadan kalkmamıştır. Bu nedenle kitap bittiğinde “tamamlanmışlık” değil, huzursuzluk hissi kalır. Bu huzursuzluk, romanın başarısızlığı değil, tam tersine amacına ulaştığının göstergesidir.
Küllerin GünüJean-Christophe Grangé · Doğan Kitap Yayınları · 20213,609 okunma