Kardeşlerim Bu din yalnızca anlayıp konuşmaktan ibaret değil. Ne kadar bilgiye sahip olduğunuzu göstermekten de ibaret değil. Bu din sizden, kendinizi Allah'a adamakta ne kadar istekli olduğunuzu görmek ister.
İslami sistem tarihin herhangi bir dönemine ait tarihi bir nizam değildir. Ayrıca herhangi bir nesil ve muhite gelmiş insanlığın bir kesimine ait mahalli bir nizam da değildir. O durmadan yenilenen insan hayatı için ALLAH'ın seçtiği kalıcı bir sistemdir.
"...Bir insan vazife ve ilmin her alanında daima doğru yolu seçecektir. Allah’ı bütün sıfatlarıyla bilen kimse, hakikatin başlangıcı ve sonu da bilir. Hiçbir zaman yoldan çıkarılamaz, çünkü ilk adımını doğru yoldan atmış olup, hayat yolculuğunun nereye varacağını bilmektedir. Kâinatın sırları üzerinde duracak felsefi bir görüşe sahiptir ve tabiatın esrarını araştıracaktır; fakat şüphe ve tereddüt içinde yolunu kaybeden kâfir filozoflar gibi değil. O’nun yolu ilahi kuvvetle aydınlanmıştır, her attığı adım onu doğru yola götürmektedir. İlim sahasında tabiatın kanunlarını anlamaya, dünyadaki gizli hazineleri meydana çıkarmaya, madde ve şuurun şimdiye kadar bilinmeyen kuvvetini kontrolü altına almaya çalışacak; yerde ve gökte var olan herşeyi insanlığın hayrına kullanmak için gayret sarfedecektir..."
Hisbe İlim ve Kültür Dergisi
hisbedergisi.comfacebook.com/hisbedergisitwitter.com/hisbedergisiinstagram.com/hisbedergisi
Abdullah b.Mes'ud ra şöyle demiştir:
"Hak hoş ve ağırdır. Batıl ise hastalıklı ve hafiftir. Nice bir saatlik şehvetler vardır ki arkasında uzun hüzünler bırakır."
Kitabü'z Zühd, Abdullah b.Mübarek, 290