17 yaşındaki Liv yıllardır görmediği babasının davetiyle Santorini' ye gider. Orada hem aşkı buluyor , hemde geçmişi hakkında önemli şeyler öğreniyor. Hikayeye belgesel , romantizm ve bolca yaz havası eklenince ortaya çok güzel birsey çıkmış. Bir cok yerlerde Livin yerinde sanki kendimi gordum gibi oldum. Bazen ağlattı , bazen güldürdü.Livin babasinin , ona pastel sipariş edip renklerden birinin de adını "Olivin gözleri" koyması , ve renginin de gercekten öyle olması cok tatlıydı. Bu yaz tatile gidemediğim için, bu kitap benim icin iyi bi çözüm oldu , çünkü her sayfasında kendimi deniz kenarında hissettim. Ayrıca biraz genel kültür aşılamak isterseniz, bu kitap yardımcı olabilir.Çünkü mesela ben Santorini de yanardağların olduğunu bilmiyordum bu kitabi okumadan önce, yada okumasaydım , zeytinler hakkında onlarca bilgiye sahip olmazdım.Şapsik ve samimi yan karakterler , sanki türk yaz dizisi izliyormuş havası veriyor. Ve yazar serinin diğer kitaplarında da olduğu gibi , hikayeyi çok güzel ve anlamlı bir şekilde bitiriyor.