Benim gibi yaşayan bir insan ölmez: Biter, solar ,bitkisel hayata girer. Bulunduğunuz yer varlığını sizsiz sürdürür, geçtiğiniz sokak görülmez olduğunuz hâlde yaşar, içinde yaşadığınız ev, siz olmayan sizi barındırır . Hepsi budur ve biz buna hiçlik deriz.
Türkiye’de acı çekmek bir gelenekti. Dinlenilen şarkılar arabesk olmadığında bir işe yaramıyordu. Bu memlekette ayrılık, gurbet, hasret, ölüm olmadan türkü bile yazılmıyordu. Ülkenin Toprakları yaşanılan acılarla inşa edilmişti. Yıkılmış, sonra yaşanılan acılarla yeniden kurulmuştu. Belki de bu acı çekme alışkanlığı bir hürmet göstergesiydi. Belki de başka bir şey bilinmemesi ile ilgiliydi. Kimse nedeni tam olarak bilmeyecek ama kıyıda köşede bir yerde gizli gizli acısını yaşamaya devam edecekti.