lavinia
elinde tuttuğu çiçeğinde bir hisleri bir düşüncesi belki aşk hayatı vardı koparılana kadar zalim tarafından
çiçeğin aşkı güneşti ama yağmuru görmek istemedi asıl aşkı onu kör eden
güneş te aradı
kan ellerinden akarken soğuk zemin iyileşme adına hiç yardımcı olmuyordu
bu sıcak bedene,
kanlar heryerde
beyaz zemin büründü olmadığı birine
biri nefes almak için artık zahmet bile edemezken
dizleri kırılmış ağlak surat
ilk defa bu kadar kırmızı bir kan görmüştü
kan ellerinden akarken eller yukarda ve daha yukarda kova gibi onları
kanları döküyor akan şiddetli yağmur bu sefer kırmızıydı
hemde tanıdık bır kırmızı
kan ellerden bileklere ve parmak boğumlarını dolandı avuca gelen kutsalı ağızın ve dişlerin arasına aldı kokusu ve tadı daha tazeyken bu kanın
kutsanması için tam zamanıydı burna çekilir içine damarlar kanla buluşana kadar iğrenmekten kusana ya da kanı hissedene kadar ciğerlerde,
iki onlu, deri yüzü nefes almamaya iter mest eder kulaklar gıdıklanır ovar kan heryere değer onu kutsar ve gerçekten gerçek hissetirir onu hissetmek, vucudunu tadını ve bütünlüğünü, bir bütün gibi artık iki vucut değil tek vucutla, birbirinin vucuduna işler ilmek ilmek,
kollar kendını sarar ve sarar hissetmek bu kadar zor olamıstı vucut kendını sarar nefes nefese geçmeden olmaz mesh mesh
kafanın derisine işler onun saçlarını okşaması ve adını sayıklamasını hıssersin bir bedenle ancak bu kadar yakınlaşabilirdin, kalbinden akan kan ayaklarına ve onun ayaklarına ulastıgında onu da ilmiklemen gerekir ki vucudunu ona vermeyi tamamla tamamen tut ki kaçmasın ve hisslerini kabul etsin
görevin tamamlandığında onu hala hissedemessen yapıcağın şey gecenin rüzgarında uzaklaşmak elinde çiçekler ve ve çakmağınla köprüye geldiğinde deniz sığ değil ve içindeki ölüler ikinizi de bekliyor artık