Bir varmış bir yokmuş, masallar hep böyle başlarmış. Gökten üç elma düşmüş. Biri kurtlanmış, biri yenmiş, diğeriyse birinde saklı kalmıştı. Bizimkisi ne masaldı ne vardı ne de yoktu.
Ve o kız çocuğu büyüdü. İlk kez onun başını okşayan kişiye fısıldadı:
“Ben kimsenin iyi ki’si olamadım, hep keşkesiydim. Sen benim iyi ki’m olur musun?”
Yiğit, beni sakinleştirmek için sarılırken, “Öleceğim sandım,” dedim duygularımı saklamayarak. “Sonunda o gün geldi sandım.” ….
“Yaşaman gereken uzun bir hayat var,” dedi Yiğit. “Ve eminim ki bu hayat renklerle dolu olacak.”