Ömer Faruk Güdül

Ömer Faruk Güdül
@Alempesend
Siteyi kendim için bir nevî arşiv niteliğinde kullanıyorum.
Kızgınlık ile Kırgınlık.
Kırgınlık ile kızgınlık arasında aklî melekeleri yerinde her insanın anlayabileceği bariz farklar vardır. Kızgınlık insanı daha fazla konuşmaya, kırgınlık ise daha fazla susmaya teşvik eder. Kızgın insan bağırır, haykırır, kendisini kabul ettirmeye, üstünlük kurmaya, kendini doğru kabul ederek hakkını almaya çalışır. Kırgın insan susar, kabuğuna çekilir, haklı olmak gibi bir derdin içine girmez, üstünlük peşinde koşmaz, bir açılan yarasına bir de yarayı açana bakar. Kızgın insan karşı tarafı dinlemez, kulaklarını söylenenlere tıkar, karşı tarafın doğrularını bile onaylamaz. Ama kırgın insan karşı tarafın her dediğini duyar, gönlü hassaslaştığı gibi gözü de kulağı da dili de hassaslaşır. O kadar ki karşı tarafın yanlışlarını bile onaylamaya meyillidir. Kızgın insan kızgınlığı geçince eski haline döner. Kızgınlıktan önceki davranış biçimlerini sergilemeye devam eder. Ama kırgın insanın kırgınlığı geçmez, geçtiğini iddia etse bile en fazla yarası kabuk bağlar. Bir daha asla kırgınlıktan önceki haline dönemez. Kızmak insanîdir ama kırılmak daha insanîdir. Kızdığımızda içimizdeki canavarı harekete geçiririz ama kırıldığımızda içimizdeki insanı besleriz, sularız ve büyütürüz. Kızınca bizim yüzümüz kızarır, kırılınca şayet varsa karşı tarafın yüzü kızarır. Velhasıl birine yaptığınız yanlışlara rağmen bağırıp çağırmıyorsa sevinmeyin, herşeyin yolunda olduğunu düşünerek bildiğinizi okumaya devam etmeyin. Çünkü açtığınız yaranın derinliğinden dolayı sesi kesilmiştir. Kızgınlar şikayetini insanlara dile getirirken, kırgın insanın ise sitem makamı Allahtır. Ya kırdığınız gönlü Allah seviyorsa.
1000Kitap
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Hesabî Bir Dünyada Hasbî Nesiller Yetişir mi?
Her gün hep birlikte toplumun içinde teneffüs ettiğimiz bazı hastalıklar iyileşmeli önce. Mesela alın teri ekmek gibi aziz bilinmeli; kurnaz olmak, başkasının önüne atlayarak yol almak veya başkasının emeğine basarak yükselmek marifet zannedilmemeli. Bu kolektif kibir, narsisizm ve yırtıcılık çağında tevazu kıymetli bir hazine kabul edilmeli; yumuşak huylu, nezaketli, zarif, anlayışlı olmak zayıflık veya eksiklik olarak yorumlanmamalı. Sözün şehvetle söyleneni değil, sakin, güzel, ölçülü olanı değer görmeli; bağırmak, çirkin söz söylemek, kelimeleri merhametsizce fırlatmak, toptan ve keskin yargılar üretmek bir maharetmiş gibi alkışlanmamalı. Güzel niyetle sürdürülen fedakârlık bir yerde vefa, kıymet ve karşılık görmeli; bir türlü fark edilmeyen ve bir tarafın zaten hep yapması gereken bir sorumluluk haline dönüşmemeli. Takdir etmek, teşekkür etmek, güzel bir şeyler söylemek olağan hale gelmeli; bunları yapmanın bizi değersizleştirmediği veya bizden bir şey eksiltmediği hatırlanmalı. Kabuk değil öz, söylem değil eylem, dalkavukluk değil duruş, taklit değil tahkik, hamaset değil hamiyet, görünürlük değil samimiyet, hırs değil azim, öfke değil akıl, nefret değil şefkat, cehalet değil ilim muteber olmalı. Belki o zaman bazı şeyler gerçekten değişmeye başlar... Belki o zaman coğrafya keder olmaktan çıkar..
1000Kitap
Hayatın hepimize hayır demeyi ve bazı kimselere/şeylere karşı hissiz olmayı öğrettiği bir yer var. Hissiz ama asla zalim ve gaddar değil, bir şeyleri öngörebildiğin, kendini korumaya aldığın ama kimsenin o duruma nasıl geldiğin hakkında en ufak bir bilgisinin olmadığı o kritik yer..
İnsan ve Duygular

Ömer Faruk Güdül

, bir kitap okudu
Puan vermedi·96 syf.·
25 saatte okudu
·
Okunma: 29 Temmuz 2023 00:00
·
2023 24. kitabı
Özgün Ozan Karadağ
8.4/10 · 100 okunma