Cahil olmak asla mazeret değildir. Çünkü ilim öğrenmek her Müslüman’a farzdır. İşte bundan dolayı âlimin kıldığı iki rekât namaz, âlim olmayanın kıldığı bin rekât namazdan daha üstündür. Çünkü âlim; nefislerin âfetlerini, şeytanın hilelerini ve aldanma noktalarını bilir ve bunlardan sakınır. Bunları bilmeyen cahil nasıl sakınsın? Cahil yorgunluk çekerek ibadet etmeye devam ederken şeytan onunla alay edip sevinir. Cehaletten ve gafletten Allah’a sığınırız. Cehalet her türlü bahtsızlığın ve şekavetin başı, her türlü hüsran ve perişanlığın esasıdır.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kul nefsini, Rabbini ve düşmanı olan İblisi tanımadığı sürece arzu ve hevâsına uygun düşen seyin ner olduğunu bilmez ve bunlar ile niyetinde ilgisinde fikrinde durmasında ve hareketinde yüce Allah’ın sevdiği ve razı olduğu şeyleri birbirinden ayıramaz.
Bundan dolayı da bu murakabede başarılı olamaz. Hatta insanların çoğu cahil olduklarından güzel işler yaptıklarını zannederler.
Küçük bile olsa kulun her bir hareketi için üç sicil açılır. Birincisi “neden yaptın”, ikincisi “nasıl yaptın” ve üçüncüsü “kim için yaptın” sicilleridir. “Neden yaptın” ifadesi şu anlama gelir: Bunu neden yaptın? Mevlân için mi, yoksa arzuna uyarak mı yaptın? Bu sınavdan geçerse ikinci sicilden sorguya çekilir ve denilir ki “Bunu nasıl yaptın?” Çünkü yüce Allah’ın her amelde ölçüsü, vakti ve sıfatı ancak ilimle bilinebilen bir şartı ve hükmü vardır. Burada kula işlediği ameli nasıl yaptığı, kesin bir bilgiye dayanarak mı, yoksa bilgisizce ve zanna dayanarak mı yaptığı sorulur. Bu sınavdan da geçerse bu kez üçüncü sicil açılır ki bu ihlâs sorgulamasıdır. Kula denilir ki: Bu ameli kim için yaptın? Allah’tan başka ilâh yoktur sözüne vefa gösterip sadece Allah rızası için mi yaptın, yoksa dünyalık bir menfaati çabucak elde etmek için mi? Eğer Allah için yaptıysan ecrini Allah verecektir. Eğer senin gibi birisine gösteriş için yaptıysan ecrini ondan al! Eğer amelini dünyalık bir menfaati çabucak elde etmek için yaptıysan sana dünyadan alacağın nasibi bol bol veririz. Eğer arzuna uyarak gafletle yaptıysan ecrin sakıt olur, amelin boşa gider ve gayretin zâyi olur. Amelini benden başkası için yaptıysan gazabımı ve azabımı hak ettin demektir. Çünkü benim verdiğim rızıkIarı yiyip, benim nimetlerim içinde rahatça yaşayan bir kul olduğun hâlde başkası için iş yaptın! Şu sözlerimi duymadın mı hiç: “Allah ’tan başka taptıklannız sizin gibi kullardır. ” (A’râf, 7/194); “Bilmelisinı'z ki Allah’ı bırakıp da taptıklarınız size rızık veremezler. O hâlde rızkı Allah katında arayın.” (Ankebüt, 29/17); “Dikkat et, hâlis din yalnız Allah’ındır. ” (Zümer, 39/3)
Bu yeni günde yüce Allah bana mühlet verdi ve ecelimi erteleyerek bana ihsanda bulundu. Canımı almış olsaydı salih amel işleyebilmek için bir gün bile olsa beni dünyaya geri göndermesini temenni edecektim. Oldüğünü, sonra tekrar dünyaya döndüğünü farz et! Bu ömrü zâyi etmekten son derece sakın! Çünkü nefeslerinden her biri çok kıymetli birer mücevherdir. Ey nefsim, bil ki gece ve gündüz yirmi dört saatten ibarettir. Her gün ve gecede kula yirmi dört tane sıra sıra dizilmiş kasa dağıtılır. Bir kasa açıldığında kul onun içinde o saatte yapmış olduğu iyiliklerinden oluşan bir nurla dolu olduğunu görür ve o sırada yüce Allah’a vesile olan bu nurları görmek ten dolayı yaşadığı sevinç ve sürur o kadar büyük olur ki cehennem ehline taksim edilmiş olsa her birinin ateşin acısını hissetmesine engel olur! Sonra başka bir kasa daha açılır ve bu kez kasanın içi kapkaranlıktır, iğrenç bir kokusu vardır ve her yanı karanlıktır. Bu, kulun Allah’a isyan ettiği saattir. O sırada o kadar korkar ve üzülür ki üzüntüsü cennet ehline taksim edilmiş olsa her birinin içinde bulunduğu nimeti zehir etmeye yeter! Sonra başka bir kasa daha açılır, içi bomboştur, onu sevindirecek veya üzecek bir şey yoktur. Bu, uyumuş olduğu, gafil bulunduğu veya mubah bir şeyle meşgul olduğu bir saattir. Kasanın boş olmasına üzülür ve çok fazla kâr ve büyük bir mülk elde edebilecekken ihmal edip onu elinden kaçıran kişinin hissettiğini hisseder. İşte bu şekilde, kula bütün Ömrümce vakitlerinin kasaları teker teker arz edilir. Kul nefsine der ki, kasalarını doldurmaya gayret et ve mülkünün vasıtası oları hazinelerinden onları boş bırakma! Sakın tembelliğe, boş durmaya ve dinlenmeye meyletme! Yoksa başkalarının elde ettiği illiyyîn derecelerini elinden kaçırırsın! Sonunda bunun hasreti ve üzüntüsü peşini bırakmaz!