Güneş kibirli bir şeydi, bizi bezdirirken dünyayı ardında bırakıp giderdi.
Ay ise sadık bir arkadaştı.
Hiç gitmezdi. Daima oradaydı, bizi izlerdi, sadıktı, bizi aydınlık ve karanlık anlarımızda tanır, tıpkı bizim gibi sonsuza dek değişirdi. Her gün kendisinin farklı bir versiyonu olurdu. Bazen zayıf ve solgun, bazen de güçlü ve ışık saçan bir ay olurdu. Ay, insan olmak ne demek, bilirdi.
Belirsiz. Yalnız. Eksiklerle oyulmuş.
Benimle özgürlüğümün arasındaki engele, o saydam kareye odaklandım. Bu beton dünyayı kırıp dökmek, hiçliğe göndermek istiyordum. Daha büyük, daha iyi, daha güçlü olmak istiyordum.
Ben fark ettim ki Sabahattin Ali'nin yazım dilini beğeniyorum. Kürk Mantolu Madonnayı daha çok beğendim ama. Çünkü bu kitapta bazı paragraflar o kadar uzundu ki. O KADAR UZUNDU Kİ... ben beğendiğim hiç bir kitapta bu kadar uykumun geldiğini hayırlamıyorum. Başını okuyup sonuna gelene kadar arada o kadar çok detayı unuttum ki tekrar tekrar okumam gerekti. Bir de dili de bence bir tık ağırdı, anlamak için böyle odaklanıp okumak gerekiyor. Ben tekrar tekrar okuyup anlayacağım diye sürekli uykum geldi. Öyle olunca odaklanamadım, anlayamadım. Böyle bir kısır döngüye girdim. Başka kitaba başlayacaktım, dedim otur oturduğun yere oku kitabını, sırayla git. İçerik bakımından bakarsam, beğendim. Beni etkileyen çok fazla yer oldu. Zaten hepimizin içinde bir şeytan var bence de, Ömer karakterine bu noktada çok katıldım ama bu şeytanı o kadar kendisinden alakasız, bağlantısız tasfir ediyor ki gıcık aldım. Yaptıklarının sorumluluğunu üstlenmeyen, sorumsuzca ve çocukça bir yorum bence. Kimse saf iyi ya da saf kötü olamaz, içimizdeki şeytanla bütünüz sonuç olarak. Onun sesini kısmak ya da yükseltmek elimizde. Neyse işte, ben biraz etkilendim :) Şimdilik elimde Sabahattin Ali'nin başka kitabı yok ama ilerde kesinlikle alıp okuyacağım gibi duruyor.
Bu kitaba puanım: 8/10
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019208,6bin okunma