Eren Akçil

Eren Akçil

, bir kitap okudu
5/10
·64 syf.·
2023 1. kitabı
Irvin D. Yalom
7.9/10 · 1.674 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Hayır, hayır Artik o genç insanın korkutucu arayışı içinde değilim. Ne ya- şantıları, ne de insan sıcaklığını arıyorum. Bugün, hem insan sicaklığını, hem de sevgiyi yalnız kendi içimde taşıyorum. Ya- ni sevgisizim. Ve soğuk. Kent resimlerini kendimle taşıyorum. Bütün yolculuklarımın, yolculuklardan oluşan yaşamımın bütün tün insan resimlerini. Ya da sürekli kalışımın Ardımda, ne ya- insan sevgisine dönüştü. Ve ben orada duruyorum. Duyguların şayan, ne de ölen insan sevgisiyle Tüm yaşantılarım genel bir ları gibi bir sevgi. Birdenbire sağnakla da boşalabilir Hafif bir genelliğinde Başka hiçbir şey. Soyut, genel, duygusal, yaz bulut- esintiyle de yitebilir Sağnak da benim. Esintiler de. Ve ardından güneş çıkınca, gökyüzü bulutsuz olunca, o zaman kentlerle, tren raylarıyla, toprak yollarla, bozkırla, denizlerle, gecelerle, sabah- larla, insan gövdeleriyle, yalnızlığımla bağlantılı anıların ne acı verici, ne de mutlu kılıcı duygularını taşıyacağım Bomboş var olacağım. Kendi doluluğumun boşluğunda
Sevgi, istenilen bir olguya da aktarılır, aktarılabilir Çeşitli anlara, çeşitli insanlara, çeşitli kentlere, caddelere, tepelere ak- tarılabilir. İnsan ne denli derin düşünebiliyorsa, sevgisi o denli derindir O denli doyumsuzdur Ve acısı da o denli buyuk. Ya- ya da şam acısı
Öykü ve şiir yaratmak için doğmuş olanlar, aşık olmakla yetinemezler, çünkü aşkın sanatsal bir yapıtı oluşturacak entelektüel örgüsü yoktur" Her anı ölüdür. Şimdi sen de bir anısın. Sen de ölüsün. Her zaman be- nimle birlikte olan, birlikte taşıdığım, yaşadığım sözcüklerime dönmem gerek. Sözcüklerim olmadan o gökyüzüne nasıl da- yanabilirdim. O caddeye, o geceye, gecelere, uykuyla uyanık- lik arasında öylesine yatıp uyuyamadığım için sinirlendiğim ve her şeyi düşünüp, kalkıp düşündüklerimi sözcüklere çevi- remediğim gecelere. Ya da uykunun ölümsü derinliğinde var oluşumuzun küçüklüğünü algıladığım gecelere. Bu yaşam, be- ni ancak içimde esen rüzgarları, içimde seven sevgileri, içimde ölen ölümü, içimden taşmak isteyen yaşamı, sözcüklere dönüş türebildiğim zaman ve sözcükler, o rüzgara, o ölüme, o sevgiye yaklaşabildiği zaman dolduruyor. Başka hiçbir şey. Şimdi sen bir anısın. Tenin herhangi bir yerde sürdürecek yaşamını. Hiçbir sevginin ardından gidemem. Sevgi inandırıcı değildir. Düşüncelerin bulduğu, düşüncelerin biçimlendirdiği bir durumdur. Düşünüldüğü oranda büyür, derinleşir, büyütü Jür, derinleştirilir. Ne denli düşünülürse, o denli büyür. O denli dayanılmaz boyutlara ulaşır, ulaştırılır. Gerçekleştirilemez. So- yutlaşır. Ve hiçbir zaman bitmez. Yaşam gibi. Ölüm gibi. "Insan sevgiye biri yanımızda olmadığından acı çekene dek daya- nir, oysa gerçek yalnızlık dayanılmaz bir hücredir."
Gece, Berlin'deki bu düz duvardan oluşmuyor. Anadolu evlerinin tahta üzerine sıvanmış duvarları. Sıkıcı kentleri, zamanın duruşunu ve çocukluğun korkularını anımsatan duvarları. Büyük Avrupa kentlerinin müze duvarları, galeri duvarları Ölü duvarlar. Insanın solu- ğunu daraltan duvarlar. Duvarlar yaşamımızdaki mezarlar mı. Kent sokaklarında çıkan her benlik değiştirilmiş, takınılmış bir kişilik değil mi. Duvarlar gerisinde en çok kendimiz olmuyor muyuz. En çok duvarlar arasında direnmiyor, en çok duvarlar ardında duymuyor muyuz. Duvarlar ardında bu doyumsuz yaşamdan soluklar alarak ve alamayarak ayrılmayacak mıyız. Ona gene bir şiiri anımsatıyorum. "Do not go gentle into that good night."