Ve şefkat.
Budizm'de sevdiğim bir başka şey de bu.
Nezaket, bizi bencillikten daha mutlu kılar. Nezaket, benliğin kırpıntılarıdır ya da Schopenhaur gibi söylersek, istek ve arzularımızdan kaynaklanan acılarımızdan bizi kurtarandır.
Bilişsel farkındalığımızı artırırken aynı zamanda özverili olmak, benliğin fazla güçlenerek yarattığı acılara karşı iyi bir çözüm gibi duruyor.
İyi bir insan olmak iyi hissettirir çünkü dünyanın bizim etrafımızda dönmediğini, başka insanların da önemli olduğunu hatırlatır bize. Hepimiz yaşadığımız için değerliyiz. Yani nezaket, büyük resmi görüp hissetmenin etkin bir yoludur. Nihayetinde hepimiz aynıyız. Yaşamız. Bilinciz. Yalnız ve tek bir parça değil, insanlığın bir parçası olduğumuzu anlamak iyi hissetmemizi sağlar. Bir bedenin hücreleri gibi bizler de fiziksel olarak yok olabiliriz ama yaşam sürer. Ve böylece yaşamın paylaşılan bir deneyim olması bakımından biz de varlığımızı sürdürmüş oluruz.