Sayın Kemal Kılıçdaroğlu geçtiğimiz hafta, helalleşme kavramını kullanarak önemli bir açıklama yaptı. Her türlü siyasi taktik hesaptan, ittifak ve seçim tartışmalarından bağımsız bir şekilde, Sayın Kılıçdaroğlu’nun bu açıklamasını toplumsal uzlaşma ve ülkemizin iç barışı açısından çok önemsiyor ve yürekten destekliyorum. Çünkü geçmiş hatalarımızla samimi, dürüst ve cesur bir şekilde yüzleşip karşılıklı helalleşmeden hiçbir sorunumuzu kalıcı olarak çözemeyiz. Bu nedenle, Cumhuriyet’in kurucu partisi CHP’nin Genel Başkanı sıfatıyla yapılmış bu açıklama tarihi önemdedir ve mutlaka sahiplenilmesi, desteklenmesi ve güç verilmesi gereken ciddi bir adımdır.
Helalleşme veya yüzleşme dediğimiz şey, geçmişin hatalarından sorumlu olanları bulup suçlamak ve cezalandırmak değildir. Geçmişteki hataların, acıların bir daha asla tekrarlanmayacağına dair tüm kesimlerin birbirlerine ve elbette devletin tüm kesimlere teminat vermesidir. Bunun için hataların varlığını ve sonuçlarını kabul ederek içten bir şekilde özür dileyebilmektir. Her şeyden öte, toplumun travma sonrası tedavisi için gereklidir bu. Bir arada güven ve huzur içinde yaşayabilmek, birbirimizin yüzüne bakabilmek, birbirimizi sevebilmek için gereklidir. Bunları sağlamadan hangi toplumsal zemin üzerinde uzlaşıyı ve demokrasiyi kurabiliriz ki?
YÜZLEŞMEYE, BARIŞMAYA İHTİYACIMIZ VAR
Demokrasi, hepimizin kendi dairesinde huzur içinde, komşularıyla barışık şekilde yaşayabileceği bir apartmansa helalleşme de o apartmanın temelidir. Temel olmadan, temel sağlamlaştırılmadan istediğimiz kadar güzel bir apartman yapalım, o apartmanın bir süre sonra çökmesini engelleyemeyiz. Şu anda ne temel var ne de apartman. Hepimiz, çadırlarda hayatta kalmaya çalışan depremzedeler gibiyiz. Etrafımız enkaz yığınlarıyla, acılarla dolu bir haldeyken