Kürt ülkesinin kalbine gelmiştim. Atalarımın konuştuğu, Cizîra Botan ve Hakar şivesi, orada konuşuluyordu. Kürt dili, orada hayatın ve toplumun diliydi. Yaşlılar Kürtçe dua ediyor, Kürtçe yemin ediyordu. Dul kadınlar Kürtçe beddua ediyordu. Çoban ve sığırtmaçlar, sürü ve hayvanları Kürtçe otlatıyordu. Çocuklar Kürtçe gülüp ağlıyordu. Anneler, küçük çocuklarını Kürtçe ninniler eşliğinde uyutuyordu. Toplum Kürtçe düşünüyor, yaşıyor, hareket ediyordu. Dengbêjler masal ve türküleri Kürtçe örüyordu. Orada Kürtçe, o gün kadar berak, o gün kadar saf ve temizdi.