Onların inancına göre zamanın akıp gitmesinin amacı bir insanın daha mükemmel daha bilge hale gelmesi ve kendi varoluşunu dile getirmede daha başarlı olmasıydı.
Onlar dinliyordu. Zihinlerindeki tüm düşünceleri siliyorlar ve mesajı almak üzere beklemeye başlıyorlardı. Sanırım bana söylemek istedikleri şuydu:
"Konuşmakla meşgulken, Tanrısal Birligin sesini duyamazsın"
Seninle aynı yılın, aynı ayının aynı gününde ama dünyanın öteki yarısında doğmuş bir kişiyle karşılaşma ve de bunun sana daha ince bildirilmiş olma şansı ne kadardır acaba?