“Hiçbir zaman olması gerektiği gibi değil; dedi insanlar. Müziğin sesi, sözcüklerin yazılışı. Hiç bir zaman olması gerektiği gibi değil, dedi, bütün bize öğretilenler, peşinden koştuğumuz aşklar, öldüğümüz bütün ölümler, yaşadığımız bütün hayatlar, Hiç bir zaman olması gerektiği gibi değiller, yakın bile değiller. Birbiri arkasında yaşadığımız bu hayatlar, tarih olarak yığılmış, türlerin israfı, ışığın ve yolun tıkanması, olması gerektiği gibi değil, hiç değil, dedi. Bilmiyor muyum? diye cevap verdim. Uzaklaştım aynadan. Sabahtı, öğlendi, akşamdı. Hiçbir şey değişmiyordu. Her şey yerli yerindeydi. Bir şey patladı, birşey kırıldı, bir şey kaldı.”
"Beni şimdi değil,
seneler sonra hatırla.
Seneler sonra hatırla ki,
seneler sonra, her şeyin geç olduğunu fark ettiğinde,
bir şeyleri mümkünken yapamamanın pişmanlığı hiç gitmesin yüreğinden…"
Dostoyevski İnsancıklar adlı kitabında “Çok tuhaftı ağlayamadım ama Ruhum paramparça olmuştu”diyor.İnsanın içine atmasının güçlü görünmeye çalışmasının en yorucu hali bu olsa gerek...