Bak sana bir kıssa vereyim: sizin İslam dininizin bir kadın evliyası, bir eline bir kova su, öteki eline bir kova ateş almış, yola çıkmış. Nereye gittiğini soranlara da, bu kovayla cehennem ateşini söndüreceğim, bu ateşle de cenneti tutuşturacağım demiş. Çünkü insanların sadece cennet vaadi ve cehennem korkusu yüzünden riyakarlık yapmasını istemiyormuş. Biz Ezidiler iyiliğin ve kötülüğün bir yer olduğuna inanırız.
Şeyh bunları söyler söylemez, içine sürüklendiğim mistik bir ortamdan birden mevlana geldi aklıma, hatırladığım kadarıyla şöyle diyordu :
"Bir yer var iyiliğini ve kötülüğün ötesinde seninle orda buluşacağız"
Harese nedir bilir misin? Bildiğin o hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri bundan türemiştir. Harese şudur : Develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür ; o kadar dayanıklıdır yani. Ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. Gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar. Keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doymaz ve engel olmazsa kan kaybından ölür deve. Bunun adı haresedir. Demin de söyledim, hırs, ihtiras gibi kelimeler burdan gelir. Bütün Ortadoğu'nun adeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kanın tadından sarhoş olur.