Venedikli Barbaro anlatır: "Surun dibinde tek bir cesedi utanmadan bırakmaktan ise, on kişinin daha mahvolmasını tercih eden arkadaşları hemen omuzlayıp kaldırmışlardı."
İstanbul muhasarasının müverrihlerinden, bir Venedik gemisinin hekimi olan Barbaro, “Her gün korku ve dehşet içindeydik, o suretle ki, düşman(Türk) donanması yerinden kımıldamadığı halde, hepimiz gece ve gündüz silahlarımız elde, ayakta bekliyorduk. Bu donanma, zincire hemen asla yanaşmadı, fakat bizi, Nisan’ın on ikisinden Mayıs’ın yirmi dokuzuna kadar, sekiz hafta gündüz ayakta, gece uykusuz tuttu” diyor.
Türkleri hiç sevmeyen bir Fransız alimi, Gustave Schlumberger, Türkler Tarafından İstanbul'un Muhasarası ve Zaptı adındaki meşhur eserinde şu satırları yazar:
"Sultan II. Mehmed, tarihte, hakiki bir topçu parkına malik olmuş ilk hükümdardır. Toplar!.. Türklerin pek yüksek olan üstünlüğünü temin eden şey... Nice asırlar boyunca bütün hücumlara göğüs geren bu köhne Ortaçağ surları, kafi bir emniyeti sağlamıyordu. Ne harikulade, ne müthiş bir tahavvül!"