Arzu

Arzu
@AllonsyAlonso
" İmkansız diye bir şey yoktur. Çünkü 'imkansız' kelimesinin içinde bile imkan vardır." Audrey HEPBURN
Reklam
1000 sayfalık bir kitap düşünelim. Gözümüze kalın geliyor haliyle, en iyisi betimlemeleri atalım. Lüzumsuz gelen olayları da atalım. Zaten ana fikri versek yeter diye diye koskoca romanı soyup soğana çevirelim. Ne kadar saçma geliyor kulağa, değil mi? Ama malesef bunun bir sürü örneği var. Mesela; Tolstoy'dan Anna Karenina romanı. İş Bankası Kültür Yayınları'ndan çıkan 1062 sayfa. Benim 18 yaşındayken okuduğum- ve şu anda keşke okumasaymışım dediğim- Akvaryum Yayınevi'nin Anna Karenina'sı 368 sayfa. 1062 sayfa 368'e düşmüş. Haliyle Anna Karenina' yı okudum mu? Hayır. Yarısını bile okumamışım ki... Yani diyeceğim o ki, klasik eserde tam sayfa sayısı muhim bir mesele. Kitaptan bölüm kırpma olayı da çok ilginç ayrıca, insan utanır ya. Sonuçta Tolstoy yazmış bunu. Ne haddime.