E.A

E.A
@Almdr
2 okur puanı
Nisan 2022 tarihinde katıldı
Şu beğenmediğimiz, akılsızlığa misal olarak zikrettiğimiz eşeklerin içinde ne filozof kafalılar vardır bilir misin evlat?… Yedikleri sopanın miktarı ne olursa olsun yürüyüşlerini değiştirmezler. Hızlı gitmenin sopadan kurtulmak için çare olmadığını, çünkü sahiplerinin büsbütün hırslarını arttırarak kendilerini atlarla yarıştırmaya gideceğini biliyorlar.
Sayfa 73·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Uğranılan haksızlıklara ve hakaretlere koyun gibi tahammül etmemek insanlığın başlangıcıdır evlat…
Sayfa 72 - İnkılâp·Kitabı okudu
Bu küçük masa benim. Bu sandalyeye filanın lütfu, falının yardım ve tavsiyesiyle oturmadım. Memleket bu makamı bana sırf kendi emeğimin mükâfatı olarak verdi. Ben başkaları gibi bu küçük memuriyeti azımsamıyorum. Bilâkis onu kendim için çok fazla yüksek buluyorum. Bu küçük masa bütün bir milletin saadeti için çalışan büyük makinenin bir parçası; benim onun başında göreceğin iş ne kadar ehemmiyetsiz olursa olsun, eserin heyet-i umumiyesine teysir edecek. Büyük seslerin dağlardan aldığı aks-i sadada nasıl en küçük ihtizazın -duyulmayacak kadar hafif, fakat herhalde mevcut- benim naçiz mesaimin de bu büyük dertli milletin saadetinde öyle bir hissesi olacak. Bunu ben daima böyle bilmeye ve ona göre çalışmaya azmettim. Küçükken çok dindar bir çocuktum. İstanbul’un büyük camilerine gider, o muhteşem mihraplar karşısında gönlüm huşu çarpıntıları, gözlerim vecd yaşlarıyla dolu, dua ederdim. O şimdi önümde bu küçük memuriyet masası beni aynı vecd ile ve huşu ile sarsıyor, gözlerimi yaşlarla dolduruyor. Camide kendimi Allah’ın muhteşem gözü karşısında hissederdim. Burada büyük millet asil ve mağdur çehresiyle bakıyor, ıslak gözleriyle yardım istiyor zannediyorum, bu bükâ beni daha derin ürpermelerle sarsıyor, sarsıyor.
Sayfa 62·Kitabı okudu
Fakat ne de olsa bu ölüm döşeğinde yatmış bir babaydı. Böyle bir saatte bütün kinler unutulur, buna mukabil uzak zamanların velev ki pek mahdut bir iki müşfik hatırası uyanırdı.
Sayfa 35 - İnkılâp·Kitabı okudu
-Acımak… Ben insan ruhlarındaki derinliğin ancak onunla ölçülebileceğine kaniyim.Evet dibi görünmeyen kuyulara atılan taş nasıl çıkardığı sesler onların derinliğini gösterirse başkalarının elimi de bizim yüreklerimize düştüğü zaman çıkardığı sesle bize kendimizi, insanlığımızın derecesini öğretir… Fikrimce yalnız doğruluk hastalığı, bir hak ve hakikat meselesi etrafında toplanma kabiliyeti, bir cemiyeti mesut etmeye kafi gelemez… Bunun için acımak, birbirimizin feryadını, iniltisini duyabilmek de lazım!..
Sayfa 14 - İnkılâp·Kitabı okudu