Zaman değişip Şamanizm önemini yitirmeye başladığında, şamanlar yetkilerini bir kenara bırakarak yollarına Ozan ve şifacı olarak devam etmişlerdir. Modern tıp henüz gelişmemişken ve hastaneler bu kadar yaygın değilken Anadolu’da şifa veren çok çeşitli insanlar olduğunu görüyoruz. Lokman Hekim, Sağaltıcı, Otacı, Ebe, Ana, Kam Ana, Şifacı, Kırık-Çıkıkçı, Yıldıznameci, Falcı, Kâhin, Görücü, Hoca, Cadı veya Cazı gibi…
Her biri kendi alanında uzmanlaşmış bu kişiler şamanik şifa geleneğinin bir parçasıdır. Onlar aslında zamanın şifacıları, doktorları, hemşireleri, tabipleridir. Bu yüzden Anadolu’nun neresine giderseniz gidin, günlük yaşamdan dini yaşama kadar gelenek ve göreneklerin içinde şamanların kültürel miraslarına rastlayabilirsiniz. Anadolu şifacılığının en eski kökeni olan Şamanizm diğer adıyla Kamlık geleneği, aslında deneyime dayalı bir doğa ve yaşam felsefesidir. Bu yaşam biçimi doğayla barışık toplumların ortak kültürüdür. Onlar hem kendi canlarının, hem hayvanların, hem bitkilerin hem de evrensel bilincin farkında olarak yaşarlar. Bizler bugün şifalanmaya çok fazla ihtiyacımız olduğu bir dönemden geçiyoruz. Çünkü doğadan ve doğal olandan uzaklaştık. Bu yüzden de geçmiş kültürlerin izini bulup tekrardan gün yüzüne çıkarmaya çalışıyoruz. Örneğin bugün başka kıtalardaki yağmur ormanlarına gidip şaman ayinlerine katılmak isteyenlerin oldukça fazla sayıda olduğunu görüyoruz. Oysa Şamanizm’in kökeni Anadolu topraklarına bugün hala canlıdır. Aslında Şamanizm bugün bütün dünyada yeniden keşfediliyor diyebiliriz. Hem bilimsel akademik çalışmalarda hem de toplumsal alanda…
Kızılderililerin, Mayaların, Kamların ve dünyanın birçok yerindeki yerli halkların bizlere bıraktığı bu kadim bilgeliği anlamak ve deneyimlemek isteyen herkes biraz kökenini, atalarını araştırıp iz