Bütün arkadaşlarım, tanıdıklarımla içimden konuşuyorum. Çünkü dışımdan konuşsam, diyeceğim şeyler hiç hoşlarına gitmeyecek. Hatta belki çoğuyla bir daha görüşemeyeceğiz bile.
Erkekler konusunda şaşmaz bir sezgisi vardı. İki kilometre öteden geçen bir erkeğin kokusunu bile ânında alırdı. Zaten bunun dışında herhangi bir sezgiye sahip olduğu söylenemezdi, anlaşılan gerekmiyordu da. Hayatta en iddialı olduğu konu, erkeklerdi; yeteneğini bir çeşit uzmanlık alanı haline getirmişti, bu, ona yetiyor ve bu konudaki yeteneğini kullanmadaki ustalığıyla göz dolduruyordu.
Dünyada en can sıkıcı erkeklerin "yuppie"ler olduğuna yemin edebilirim. Ben "yuppie"lere katlanabilmek için, henüz icat edilmiş bir "para birimi" bilmezken, paralı erkek delisi genç kızlar bunlarla ne yapıyor, bilmiyorum.
Ona bıraksam, çok daha uzun konuşacaktı elbet, ama geçen bunca yıl, bende, kimsenin varlık problemim nasıl giderdiğine dair bir merak bırakmamıştı. Tam lafının ortasında, "Biliyor musun?" dedim, "Bütün bu anlattığın saçma sapan şeyler beni hiç ilgilendirmiyor. Ben sana, şimdi neye inanıyorsun, ne yapıyorsun, diye sordum mu? Züppe sosyete karılarının her gün değişen meraklarını takip etmek istemiyorum.