...
Amerika'ya gelen 2 albay
Bir iki hafta sonra o iki albay geldi ve mektubu teslim ettiler. Birinin soyadı "Fatih", diğerinin ilk adı da "Dündar"dı (soyadı "Seyhan" mıydı hatırlamıyorum). Evimizde yemek yiyip sohbet ettik. Onlar mektubu teyit edercesine, Türkeş'in darbeye, sırf CHP ve İsmet İnönü yanlısı subayların katıldığını, Menderes'e kötü muamele edilmeyeceğini, fakat onun iktidarı zamanında da "Milliyetçiler Derneği"nin kapatıldığını söylediler ve yurda ne zaman döneceğimi sordular. "İşlerimi derleyip toparlar toparlamaz" dedim ve Alparslan'a yazdığım bir mektubu onlara teslim ettim.
...
Ord. Prof. Dr.Reha Oğuz TÜRKKAN
Atatürk, bu aşağılık kompleksinin adeta psikolojik bir panzehiri olan "Ne mutlu Türküm diyene" sözünü böyle bir ortamda, büyük bir ilmî ve siyasî idrakle söylemiş, böylece, aşağılık kompleksi mikrobunun ürediği psikolojik bataklığı yok etmek istemiştir.
... Bugün olduğu gibi o tarihlerde de Türkçenin yetersiz olduğunu söyleyip Türkçe'yi hakir görenler ve Türkçe yazmak zorunda olduğu için okuyucusundan özür dileyen yazarlar olmuştur. Âşık Paşa'nın Garibname'sinde, Hoca Mesud'un Süheyl ü Nevbahar'ında, Devletoğlu Yusuf'un Vikaye Tercümesi'nde dile getirdikleri yakınmalar, ileri sürdükleri özürler bu durumun ve bu anlayışın çok açık ifadeleridir.
Aşık Paşa:
Türk diline kimesneler bakmaz idi
Türke hergiz gönül akmaz idi
Türk dahi bilme idi ol dilleri
İnce yolı ol ulu menzilleri
Şeklinde yakınırken, Hurşitnâme adlı eserde Mustafa Şeyhoğlu:
Göbüt dildür bu dili irdedüm çok
Sovukdur tadı yokdur tuzu yokdur
Yavandur lezzeti vü özi yokdur
Mısralarıyla Türkçe hakkındaki olumsuz kanaatini ifade etmektedir. Süheyl ü Nevbahar adlı eserde ise Hoca Mesud, eserini Türkçe yazdığı için utanmakta ve okuyucularında şöyle özür dilemektedir:
Bu arada özrüm hemin yeng durur
Ki Türkün dili gin değil teng durur
Dilüm türlü tağyir tebdil olur
Bu Türkün dili bir aceb dil olur
Bu bir niçe beyti düzünçe benüm
Hacletden eridi yaru tenüm
Vikaye Tercümesi adlı eserde Devletoğlu Yusuf da:
Dinle imdi Türkge bir manznm kitab
İtdügum-çün siz bana itmen itab
şeklindeki beytiyle, Türkçe bir manzum kitap yazdığı için ayıplanmamasını istemektedir.
Bir başka kurumda görev aldığımda oradaki insanlarla kaynaşabileceğimi düşündüm. Meğerse bu ülkede asıl mücadele aynı/yakın idealleri taşıyanlar arasındaymış. Geç de olsa bunu da öğrenmiş bulundum