■Eğer sen bu dinden vazgeçmezsen ben hiçbir şey yemeyeceğim içmeyeceğim ve burada kapının eşiğinde oturup duracağım. Açlıktan ölüp gitsem bile ağzıma bir lokma almayacak ve o halde öleceğim. Sen de insanlar arasında anne katili diye anılacak ve bu işin vicdan azabı ile karşı karşıya kalacaksın. Sâ'd (r.a) yalvardıysa da annesini o halden vazgeçiremedi. Bu sefer annesinin karşısına geçip dedi ki: Vallahi anneciğim! Seni ne kadar sevdiğimi sen benden daha iyi bilirsin. Ama unutma ki seni ne kadar çok seviyorsam bu sevginin on katı hatta daha fazlası kadar Allah ve Resûlü'nü seviyorum. Eğer birini diğerine feda edeceksem iyi bil ki feda edeceğim sen olursun. Allah ve Resûlü değil. Yeminle söylüyorum ki yüz canın olsa, her gün bir tanesi gözümün önünde çıksa, ben yine de hak dinimden dönmeyeceğim.
■ ... sahabe içinde ictihâdi meselerde Ebû Bekir (r.a) ve Ömer (r.a) muhalefet eden kimseler vardı. Onlar bunu yanlış görmüyor ve çirkin bulmuyorlardı. İbn Mes'ud (r.a), Übeyy (r.a), Muaz (r.a), Zeyd bin Sâbit (r.a), İbn Abbâs (r.a) ve başkaları o ikisine (Ebû Bekir ve Ömer Efendilerimize) muhalefet etmişlerdir. (!)
En kudretli ve en fazla saygı duyulan ilk iki halife döneminde dahi rahatça itiraz edilebiliyorsa, onlardan çok daha az kudret ve saygıya mâlik olan Emeviler, Abbasiler ve sonrakiler döneminde itirazın engellenmesi gibi bir durumun oluşması mümkün değildir.
Sayfa 34 - Kaynak: (!) Kadı Abdülcebbar, Tesbîtu Delâilu'n-Nübüvve, s.1076. / Okuyan Notu: İtirazlar alimlerin alimlere, bilir kişilerin bilir kişilere itirazlarıdır. İctihad edebilme noktasındakilerin birbirlerine olan itirazlarıdır.·Kitabı okudu