Bir kadının o derin çaresizliği nasıl da hayret vericidir! Ve kadınlar, kendilerini mutlu sandıklarında bile, nasıl da hüzünlü kimselerdir. Sevilmekten yoksun bir kadının yaşamı, bakımsız ve gölgede unutulan bir çiçeğin duruşu gibi hayattan kopuk, neşesiz, hatta ölümcüldür.
Zaman âdeta bir sakız gibidir, kimi yerde alabildiğine uzar, sıkar insanı; bazen ne yaparsanız yapın kısadır, yetinmezdir. Ondan bir balon yaparsınız, patlamaya mahkûmdur, vazgeçip çiğneriz durmadan, yorulmak nedir bilmeden.
Bir zamanlar sevincim, mutluluğuma, umuduma bağlıydı. Mutsuzluk ve huzursuzluğum ise dışımda gerçekleşen şeylere... Şimdi bütün bunlardan bir ölçüde kurtulduğumu, bunların asıl kaynağının yalnızca içimden geldiğini, yönünü değiştirdiğini ve belki de bunun böyle olması gerektiğini hissediyorum...