''Oysa biz, daha çocukluktan başlayarak her bir eşyanın yerinin özenle seçildiği evlerde düzene, bir hiyerarşiye kurban ediliyoruz. Gelecekte bir Hüsnü bey olmayalım diye herkes elbirliğiyle çalışıyor üzerimizde. Biz dışarıya, biz bir oyuna, biz bir düzensizliğe can attıkça bir el ensemize ilişiyor hemen. Çekilerek kışla evden içeriye alınıyoruz. Ve bazı kadınlar, tıpkı bir general gibi, gece gündüz bu düzeni bekliyorlar; düzeni kutsallaştıran düşünceler, bu masrafsız okulun müdiresini el üstünde tutuyor. Orada öğrenim gören herkese, askıya asılmamış bir elbisenin, askında kalmış bir akıldan çok daha rahatsız edici olduğu öğretiliyor...