İnsanlar sevinç aramak yerine, haz ve heyecan arıyorlar; gelişim aramak yerine, güç ve mal mülk arıyorlar. Kendileri daha çok olmak yerine, daha çoğuna sahip olmak ve daha çoğunu kullanmak istiyorlar.
Yeni bir spor araba, birçok erkek için bir kadından daha çekicidir. Yaşama ve organik şeylere dönük ilginin yerini, teknik ve inorganik şeylere dönük ilgi alır. Sonuç olarak, insan, yaşama kayıtsız hale gelir ve füzelerden, nükleer silahlardan nefret etmek, tüm yaşamın yok edileceğini düşünüp kederlenmek yerine, böyle silahlan icat etmekten daha da çok kıvanç duyar.
İnsanların çoğu bürokratik patronlarca istihdam edilir, bu yüzden de onlara bağımlıdır. Bu insanlar, iş pazarlığı sırasında yalnızca emeklerini değil, kişiliklerini de (gülümsemelerini, beğenilerini, hatta dostluklarını) satmışlardır. Sağlamlıklarına ihanet etmişlerdir, yine de yükselecekler mi, yoksa düşecekler mi, toplumsal basamakları brmanacaklar mı, yok sa sefalete ya da en hafifinden utanca ve sıkınhya sürüklenecekler mi, bundan hiçbir zaman emin olamazlar.
Toplumsal duygularını devlette cisimleştirdiği için, devlete ve simgelerine tapar. Kendi güç, akıl ve cesaret duygusunu liderlerine yansıbr ve bu liderleri kendisine idol yaparak onlara tapar.
On dokuzuncu yüzyılda, "Tanrı öldü", denilebilirdi. Yirminci yüzyılda ise insanın öldüğünü söylemek gerekir. Günümüzde şu özdeyiş kulağa doğru geliyor: "İnsan öldü, yaşasın nesne!"