Çocuklar bir yandan şarkılarını söyleyedursunlar, onlara hiç acı çektirmeden gemiyi havaya uçurmalarını buyurdu ve suçu işleyen üç subay, buyruğunuz yerine getirildi generalim, haberiyle karşısında hazır ola geçtiklerinde, rütbelerini iki derece yükseltti, bağlılık madalyalarını verdi, sonra da rütbelerini söküp adi suçlular gibi kurşuna dizdirtti onları, çünkü kimi buyruklar vardır, verilir ama yerine getirilmez Allah kahretsin, zavallı yavrucaklar! Bu katı deneyler sonucunda, en büyük düşmanın, insanın içinde, yüreğinin dibinde yattığına ilişkin inancı büsbütün pekişmişti.
Ben gittikten sonra dünyanın durumunu düşünmek, en az ölüm kadar uçucu bir fikirdir, Allah kahretsin, diyordu, çünkü ben öldüm mü politikacılar yine ortaya çıkacak, Gotlar dönemindeki gibi bölücülüğü yeniden yürürlüğe sokacaklardır, göreceksiniz, diyordu, malları rahipler, gringolar ve zenginlere dağıtacaklardır, yoksullara zırnık düşmeyecek tabii, çünkü o zavallıların anası oldum olasıya bellenmiştir,öyle ki, bir gün bok para edecek olsa, bunlar bok deliksiz doğar anladınız mı?
General, o günlerde ölüme boyun eğmediyse, ölmek için yeterli öfkeden yoksun olduğundan değildi bu, aşktan ölmemeye acımasızca hüküm giydiğini biliyordu da ondan.