Ah! Bin bir el kaygımı inşa etti ve ücra bir kasaba olan kaygım, bir kent, dile gelmez şeylerin gerçekleştiği koca bir kent oldu. Dur durak bilmeden büyüdü ve artık meyve vermez olan hissedişlerimin tüm yeşilini alıp götürdü.
Hüzün, tam anlamıyla dilde yer alan bir kavramdır ama hayat dilinde binlerce hüzün bulunmaktadır: kayadan, denizden ve gökten başka bir şey görememe hüznü; mesela taze çilek kokusu duyulduğunda bazı çocukluk günlerini hatırlama hüznü; bazı maymunların yorgun gözlerindeki hüzün; güneş belli bir şekilde battığında doğan hüzün ve pek çok hüzün vardır.
Kuşkusuz ki, insan kendi içine, içselliğinin uçurumlarına bakabildiği ve içindeki duygulanımları, ruh hallerini, hayal gücünü yoklayabildiği ölçüde, başkalarının duygulanımlarını, ruh hallerini ve karanlık gecelerini tanıyabilecek, o ölçüde anlamlı ve gerekli olduğu takdirde, terapötik açıdan donanımlı insanlar arası ilişkiler kurabilecektir.