Eugenio Borgna

Eugenio Borgna

Yazar
8.0/10
72 Kişi
·
225
Okunma
·
40
Beğeni
·
2026
Gösterim
Adı:
Eugenio Borgna
Unvan:
İtalyan Psikiyatr ve Akademisyen
Doğum:
Borgomanero, 22 Temmuz 1930
Novara, Mag-giore Hastanesi’nde Psikiyatri Başhekimi, Milano Üniversitesi Sinir Hastalıkları ve Zihinsel Hastalıklar Kliniği’nde öğretim üyesi olarak hizmet vermiştir.
...bizi sessizlik içinde, gereksiz konuşmalardan, eskimiş ve anlamsızlığa batmış işlerden kurtaran yol arkadaşı olan yalnızlık vardır.
Hiçbir sevginin seni hapsetmesine izin verme. Yalnızlığını koru. Olur da sana gerçek bir sevginin sunulduğu bir gün gelirse, içsel yalnızlığın ile dostluğun arasında bir karşıtlık olmayacaktır;
aksine, sen onu tam da yanılgıya mahal vermeyen bu işaretten tanıyacaksın.
Eugenio Borgna
Sayfa 28 - Yapı Kredi Yayınları, Çevirmen: Meryem Mine Çilingiroğlu
Mutlu yaşam insanların hepsinin arzuladıkları şey değil midir?
Mutlu olmayı istemeyen kimse var mıdır?
İnsanlar mutluluğu bu kadar arzuladıklarına göre onu bir yerdelerde görmüş olmalılar.
İnsan unutmayı bir türlü öğrenemeyip de hep geçmişe bağlı kaldığı için şaşar durur kendi kendine de: İstediği kadar ileri ve çabuk yürüsün, zinciri ile birlikte yürür.
...umut öylesine kırılgandır ki, sürekli yitmeye ve çözülmeye meyleder; bununla birlikte hiçbir zaman yok olmaz...
Varlığım, denizin derinliklerinin şeffaflığıydı, gecenin sessiz ve eskilerde kalmış mutluluğuydu, öğlenin sessizliğinde konuşan yalnızlık yankısıydı.
Aydınlık,karanlık ve acılı olan,her şeye karşın umudun kayan yıldızlarına,sessizlik ve umut sözcüklerine,içsel yalnızlıktan doğan ve canlı olan sözcüklere açık bu yollar boyunca yalnızlığın dillerine doğru yavaş yavaş yürüyeceğim.
Susmak, sessizlik içinde olmak,
insanın canı söylemek istemese de, söyleyecek bir şeyleri olduğu ya da olabileceği anlamına gelir.
Eugenio Borgna
Sayfa 23 - Yapı Kredi Yayınları, Çevirmen: Meryem Mine Çilingiroğlu
224 syf.
·4 günde·9/10
Psikiyatrinin bazen oluşan kuru ve nesnel anlatımından çok uzak bir kitap. Kitabın içeriği dopdolu, Rilke' den Dickens' e, Augustinus' tan dünyanın bir çok düşünürüne ve bilim insanına uzanan geniş bir yelpaze içerik mevcut kitapta. Şiirle, edebi metinlerle süslenen kitap, edebiyatla, felsefeyle harmanlanmış bir psikiyatri kitabı.Yalnızlık ve ölümün anlatıldığı bölümler damakta enfes bir tat bırakmış.
224 syf.
·8/10
Yalnızlık ve acı türlerine ait birçok tanım ve açıklamaların bulunduğu, pek çok önemli şair, yazar ve filizoftan aci ve yalnızlık üzerine alıntılar yapılmış. Yazarın yalnızlığı önerdiği düşüncesi ağır basmakta. Bu kitabi okuyunca secilmiş yalnızlığın ne kadar güzel ve huzur verici olduğunu anlarsınız.
76 syf.
·4 günde
Sonuçta insanız, kırılgan bir varlık olarak yaratılmışız, ne var ki?
.
.
.
Belki de doğamızdan çok öteydi. Belki de sonradan kırılganlığımız meydana geldi. Yahut da varsayalım ki bizim doğamıza ilmek ilmek işlenmişti.

Ruh hastalıkları, çağımızın en evrilmiş hastalıkları arasında yer alırken ruhumuzdan kopan kırılganlık da sosyal bir varlık olan insanın sosyalliğini etkileyen bir ruh bunalımıdır. Anında her şeye alınan, hassas bünyelerimizle bazen derdimizi anlatamama hallerine bürünmemiz, bazen dokunsan ağlayacak modlarımız... Aslında her biri birer insani sorunlar olduğu için normal bir vaka olarak görünüyor bana.

Sonuçta psikoloji okumadım. Anlamam da... Şöyle durup bakınca insanız ya, olur bunlar deyip geçtiğim durumlar psikolojinin nazarı altında. Üstelik Eugenio Borgna gibi insanın ruhunu inceleyip ona dair eserler kalem alması da benim için bir nimet. Çünkü daima insanı kilit noktası yapıp bizi bize aydınlatmayı gaye bilen kalem sahibi insanlar aracılığıyla kendimize çuvaldızı batırırız.

Kırılganlığımızı ince eleyip sık dokuyarak eserinde ele alan Borgna, kırılganlık için aslında insanın bir süsü olduğunu, kimi zaman bir yetenek, kimi zaman bir sanat, sosyallik, davranış, felsefi bir söylem, bir anı veyahut akla gelen fazlası bir kırılganlık harikası olduğunu ifade ediyor.

Kimi zaman şahit olduğu ufak tefek olaylarla, kimi zaman alıntılarla desteklediği düşüncelerinde birçok kez olumsuz noktalara değindiği gözden kaçmasa da eninde sonunda 'kırılganlık olmazsa olmaz bir ruh çatlamasıdır.'

Dikkate değer bir kitap okudum diyorum. Çünkü içerisinde kırılganlığı bilimsel, felsefi, edebi, sosyal yönlerden ele alması incecik hacmine rağmen dolu dolu bir eser okudum havası veriyor. Öyle de oluyor. Severek, cümlelerinin altlarını çizerek okudum.
76 syf.
·Puan vermedi
#eugenioborgna #subizimkirilganligimiz Yazar kitapta kirilganligin hangi duygularla ilgili oldugundan bahsetmistir. Kirilganligin kadin ve erkekteki farklarini anlatmistir. Ozellikle yasliliktaki kirilganlik kismi beni cok etkiledi. Kurgu disi bu psikolojik arastirma kitabini oneriyorum. Dilinin cok kolay olmadigini da soylemeden gecemeyecegim.
.
.
.
#bookstagram #okudumbitti #kitaptavsiyesi #okudumokuyun #neokuyorum #sendeoku #kitapaski #kitapkurdu #kitaptavsiyesi #kitapkolik #kitapkokusu #read #reading #hygge #hyggestyle #psikoloji
76 syf.
·Puan vermedi
Kitabın daha 'ilk' sayfasında altını çizdiğim cümle şudur:
"Dünyada hakim olan sloganlar kırılganlığı,gereksiz ve köhne,ham ve hastalıklı,sağlamlıktan ve anlamdan yoksun bir şey olarak görüyor; oysa kırılganlıkta duyarlılık,öncelik,haysiyet ve bitkin bir nezaket,dile getirilemeyen ve görülemeyen şeylere dair bir sezgi bulunuyor ..." Ne kadar ince bir nüans var cümlede öyle değil mi?

68 sayfalık kitabın genelinde insana ait her türlü soyut ve somut varlığın kırılganlığından bahsediyor.Sessizliğin,çekingenliğin,sevincin,umudun,hasta bedenin,deliliğin,istemli ölümün,ergenliğin,yaşlılığın,bedenimizin kırılganlığı gibi. Ve bu kırılganlıkları yaşamış dünyanın her bir coğrafyasında ki insanlardan örnekler veriyor.

Okuduğum alışılagelmiş kitaplardan farklı bir eserdi ve bana çok iyi geldi. Ben de oldukça hassas ve kırılgan biri olduğumdan kitabın kulağıma fısıldadığı şey şu oldu:

"Kırılgan olduğun için mutlu ol Sevda.Demek ki insan olmanın erdemini iliklerine kadar yaşıyorsun."
Sadece felsefenin değil, psikiyatrinin de şiire ihtiyacı vardır yorumuyla Borgna, Dickinson' dan şiir alıntısıyla başlar kitabına:
''Daha yalnız olunurdu
Olmasaydı Yalnızlık-''
Kitap boyunca Rilke, Dickinson, Augustinus, Nietzsche, Kierkegaard alıntıları, edebiyat, felsefe ve psikiyatri yorumlamalarıyla dopdolu bir kitap.
İçsel bir çözümleme. İçselliğe olan yolculuk zor da olsa, sonucun bilinmezliği de olsa katedilmeye değer bir durum.
Dile getirilemez olanın arayışı, içsel bir arayış, sonucun yalnızlığı; ruhun yalnızlığı.
Merak ettim daha hic duymadim okumadim bilmiyorum merak ettim ve okumak istedim eminim guzeldir bn genellikle isime bakarak okurum bilmedigim kitaplari bu hosuma gittu
76 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
"Kırılganlık içimizde yaşar ve insan olma durumumuzun bir parçasıdır" der Borgna. Bu yüzden hayatın içinde var olan ve olağan bir duygu olarak yaşatır kendisini. İnsanı yıkar, acıtır, sarsıntıya uğratır; ama önemli olan insanın kendi içindeki ve diğer kişilerin kırılganlığını tanıması ve eğitmesi gerekliliğidir. Kırılganlık sözcüklerde, çekingenlikte, umutta, yalnızlıkta, ölümde, hastalıkta, mutsuzlukta, korkuda, sevinçte insanın hissedebileceği her duyguda var eder kendisini. Hatta "sevinç duyguların en saf olanıdır" der. Çünkü "sevinçte insanın gerçek halinin, kalbinin gerçek donanımının ortaya çıktığını" Rilke’nin sözleriyle anlatır. Kırılganlıklar duygularla bir var olma biçimidir. Gizemli yollarla belirlenir. Acısı geçer ama yaşanmışlığı her zaman insanın içinde derin izlerini ölesiye kazıyıp bırakır. Kırılganlığın anlamını yorumlayabilmek onu kendimizi ve başkalarındaki duyguların sezilmesini kolaylaştırır. Bu yüzden "acıyı hafifletmek için bazen tek bir tebessüm bile yeter" der, anlaşılmazlığın dışında olmayan, anlaşılırlığının kolaylığını göstererek… Ama bir tebessümden daha kırılgan hiçbir şey de yoktur ve gözyaşlarıyla dolu bir gözde yeniden filizlenen bir imgede yeniden ortaya çıkartır kendisini.
76 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Eugenio Borgna. Psikiyatri başhekimi, öğretim üyesi ve yazar.
Kim bilir kaç doktor, kaç hemşire, kaç ebe, kaç diyetisyen kısaca kaç sağlıkçı sevgili Eugenio Borgna hocanın hastalarına muamelesinde sözcüklerine dikkat ettiği kadar dikkat ediyor, onları incitmemeye bu kerte çabalıyor ve onları bu kerte saygıdeğer görüyordur?
Sessizliğin, çekingenliğin, sevincin, ruhun, umudun ve daha nicesinin kırılganlıklarının anlatıldığı bu kitap öncelikle bir sağlıkçı olarak tüm sağlıkçı arkadaşlarıma önerimdir. Çünkü kitapta bir hasta ile konuşurken gösterilmesi gereken incelikten, sözcük seçimlerinin ne kertede mühim olduğundan, hastalarımızı/danışanlarımızı gerçekten dinleyip dinlemememizin (onlar gerçekten dinlemeyince bunu anlıyorlar, kendilerine önem verilmediğini düşünüyorlar ve dertlerini biz sağlıkçılara anlatmaktan vazgeçiyorlar yâhut çekiniyorlar) yine ne kertede mühim olduğundan bahsediliyor.
Bunun yanında okuyabilen, okumayı bilen, bu üstün özellik her kime verildiyse onlara okumaları için önerimdir. Çünkü insan kırılgandır. İnsan, bir bedene sahiptir; bedeni kırılgandır! İnsan, bedeninin içinde bir ruh taşır; insan ruhu kırılgandır!
İnsanın sadece kaşı, gözü, bedeni kırılgan değildir. İnsan düşünceleri de kırılgandır, sarf ettiği sözcükler de... İnsana dair her şey kırılgandır.
İnsanın en büyük düşmanının insan olduğu bu çağda incelik göstermek, incelikli düşünebilmek, ince olmak ve ince olabilmeyi öğrenmek son kerte mühimdir.
İnsan, etrafındaki canlı veya cansız her şeye ince, nazik davranmalıdır. Bu bir hayvan, bir çiçek yâhut bir kitap, bir masa olabilir. İnsan ince davranmalıdır ki kendi bu âlemdeki en kırılgan varlıktır. İnsan; kendinin bu kerte kırılgan olduğunu unutup durmasa, egosuna yenik düşmese kırdığı her şeyi bu kerte kırabilir miydi?
Sözlerimi aklımdan bir an olsun çıkartmadığım, yaşam felsefesi edindiğim şu cümleler ile bitirmek isterim: “Özen göstermenin inceliğine inanıyorum. Hayatımızı müzeyyen kılmak, inceliği bulmak, incelikli yaşamak da devrimdir.” #mot
76 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Bu kitabı okurken, kitabın büyük bir kısmında yazarın beni ve hayatımı gözlemleyerek bu eseri kaleme aldığını düşündüm. Çoğu satırda aa bu ben çığlıkları attım, tabi ki içimden :)
Yazarımız Psikiyatr hatta Psikiyatri başhekimliği yapmış bir insan. Sakin olun ben iyiyim, tabi bir psikiyatri başhekiminin beni bu kadar tanımlayan şeyleri yazması dışında. Tamam ben de kabul ediyorum bendeki bulunan kırılganlık, insanlarla iletişimden elden geldiğince kaçınmanın diğer normal(!) insanlardan farklı olduğunu. Ama şimdi gerçekçi olalım hangimiz normal? Ayrıca yani bizde durduğumuz yerde böyle olmadık arkadaşlar, önce onda anlaşalım. Bazı insanlar umursamaz olur, bazı insanlar ise, misal ben, duygusal olur. Bence asıl mesele insanın ruhunda ya da kişiliğinde bulunan duygusallık yüzdesi. Mesela bende %200 olduğunu anladınız.
Neyse, kitabımıza dönelim. Yazarımız kırılganlık hatta kırılganlığın çeşitleri, çekingenlik, sevinç, ruhun hüznü, umut vb. konulara değinmiş. Kitabın tek beğenmediğim bir yanı var. O da "İstemli Ölüm" başlıklı yazısında yazdıkları. Yani o yazısında intihar eden şairin, şairdi sanırım, bunu yapmasının beklenen ve o sonuca gitmesi normalmiş gibi bir izlenim vermesi. Yani ben Psikiyatrımızdan bu izlenimi hissettim ve bu tehlikeli, yanlış bir şey.
Bunun dışında mükemmel bir kitaptı.

Yazarın biyografisi

Adı:
Eugenio Borgna
Unvan:
İtalyan Psikiyatr ve Akademisyen
Doğum:
Borgomanero, 22 Temmuz 1930
Novara, Mag-giore Hastanesi’nde Psikiyatri Başhekimi, Milano Üniversitesi Sinir Hastalıkları ve Zihinsel Hastalıklar Kliniği’nde öğretim üyesi olarak hizmet vermiştir.

Yazar istatistikleri

  • 40 okur beğendi.
  • 225 okur okudu.
  • 16 okur okuyor.
  • 459 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.