Baudelaire'e göre Dandi gerçek duyar lılığın insanıdır, serbest zamanın keyfini sürer ve İhtiyaç karşısında kaygısızdır. Bu serbest zaman, Dandinin kalabalığa, tikelin genele karşıtlığıyla tanımlanır. Maratları ve 1793'ün enrages'ini besleyen toplumsal koşulların kendisi içinde gömülmüştür İhtiyaç dünyası. Dandicilik, elbette, kendini mevcut seçkinlerin karşısında konumlandırır, ancak seçkinciliğin karşısında değil; hakim ayrıcalıkların karşısında konumlandırır, ancak ayrıcalığın karşısında değil. Baudelaire keskinlikle şöyle ifade eder: "Dandicilik özellikle geçiş dönemlerinde büyür, demokrasinin henüz daha tam olarak güçlenmediği ve aristokrasisinin yalpalamaya ve düşmeye başladığı bir zamanda. Böyle zamanların telaşesi ortasında, sıkılmış, boşlukta kalan ama hepsi güçlü kararlılığa sahip küçük bir grup insan, déclassés, eskisinden daha güçlü, yeni bir tür aristokrasi kurmaya yönelik düşünceyi alır; çünkü o, paranın veya ihtirasın teklif edemeyeceği, en kıymetli, en yok edilemez, tanrı vergisi faktörlere dayanmalıdır." Ancak hakikate göre, bu faktörler tanrı vergisi değildir. Bu güzelliğe âşık seçkinler, nesnel olarak, ruhunda karşı çıktığı aristokrasi ve burjuvazinin kendisini varsaymak suretiyle, toplumsal savaşın yüzeyinde, zengin bir şekilde süslenmis enkazın üzerinde durmaktadır.