mesafeli” bir anlatımı yeğliyordum. Bilinçli bir karar değildi bu. Yapım böyleydi; daha doğrusu içimden bu geliyordu. Günlük yaşamda bile, abartılı hareket eden birini gördüm mü onun yerine beni bir utanç kaplıyordu. Şarkılarım duyarlıydı ama hiçbirinde hıçkırıklı bir acı ya da göbek atan bir sevinç yoktu. Bir buzdağının ucu gibi, o duyguya ait alçakgönüllü ipuçları vermeyi yeğliyordum. Ötesi, kişinin çağrışımlarına kalmıştı. Yaptığım müzikten yazdığım yazıya kadar her alanda duyarlı olmayı, duygusallığa yeğlemişimdir. Duyguları sonuna kadar irdeleyen biçimler bana göre değil. Bir duygu birikiminin, buzdağının üstte kalan bölümü gibi duyurulmasını ve gerisinin izleyicinin-okuyucunun düş gücüne bırakılmasını seviyorum.Sanatta ve yaşamda alçakgönüllülük kadar büyük bir erdem yok!