Durum bildiğin gibi değil arkadaş.. Dağıldık ki kül ufak olduk! 'Sil, yeniden başla!' derler ya... Bizim başımıza gelen daha çapraşık... Ne silgi kalmış ne silinecek kara tahta... Yoktan başlayacağız!
...
Bence ortada iki ümit kıvılcımı var: Biri, kötü Yunan'ın izmir'e çıkarak başından büyük işe sıvanması... İkincisi, ordu müfettişliğiyle Samsun'a giden Mustafa Kemal..."
Adaların ışıklarından kurtulup karanlık denize yönelince bu yolculuğun sonunda hiçbir kara parçasına ayak basmayacakmış duygusuna kapılmıştı. Yaşamaktan ölüme geçmek de ancak böyle bir șey olmalıydı. Bu gidişin yalnız sonu yok değil, dönüşü de yoktu. "Gittiğin yerde insan bulamayacağın gibi, döndüğün zaman da hiç kimseyi bulamayacaksın!"
Yeni şafaklar ve altın olasılıklar keşfetmek, zengin, cesur bir ruha
âşık olmak; herkes, en azından bir kez, yaşamında böyle bir şeye ihtiyaç
duyar, diye düşündü Breuer.