Tutklular zıtlıklarla oluşur. çok seven çok da nefret eder. sevdi mi bir bülbülün gülü sevdiği gibi sever nefret etti mi ateşin sudan nefret ettiği gibi nefret eder. bizim sana sevgimiz bülbülün güle olan sevgisi gibiydi. Gidişin farkettirdi ki biz sana tutkuluymuşuz.
bazen duygular yarım kalır. Bazı sevgiler hevesle içilen bir çayın, dibini görmeden bardağın elinden kayıp düşmesi gibi telafisi olmayan bir iştiyakla yarım kalır. duygular sende yarım kaldı hep...
Hevesler sensiz artık işkence gibi. çayın tadı yok artık. kırlarda gezmenin, derelerden atlamanın, güneşin batışını seyretmenin artık zevki yok. her güneş battığında özlemle, hasretle doluyor içimiz
Eskiden özlemenin ne olduğunu bilmezdim. annemi özlerdim, kardeşlerimi özlerdim, çayı, içli köfteyi özlerdim,seni özlerdim ama bilirdim ki bu özlem acıkan bir kuş yavrusunun annesini bekleyişi gibi kavuşma anında geçip gidecek. sen gidişinle bize özlemin yürekte yanan bir kor ile gezmek olduğunu öğrettin...
Tınısı iyi ayarlanmış bir müzik dinlediğimde artık ağlayabiliyorum. Bayırda tek başıma gezdiğimde, dağlara tepelere hele ki güneşin battığı ufka doğru bakınca artık kendi kendime konuşabiliyorum... Oğlunu kaybeden bir anne gördüğümde; kardeşini, abisini kaybeden bir kardeş gördüğümde; eşini kaybetmiş bir kadın, babasını kaybetmiş bir evlat gördüğümde yüreğimde taşıdığım -senden eser- korun alevlendiğini hissediyorum. yolda didişen iki kardeş gördüğümde onlara yüreğimde taşıdığım acıdan birazcık tattırmak istiyorum. evladının başını okşayan, ona içindeki o kutsal sevgi ile bakan bir anne gördüğümde o anı sonsuza dek dondurup o duyguyu damıtıp şişelerle tüm evlat acısı çeken annelere dağıtmak istiyorum. baba denildiği an içindeki tüm iyi duygularla yarasını kapatmaya çalışan bir yetimi gördüğümde