Bilal öztürk

Bilal öztürk
@Ankebut21
Marmara ilahiyat MEB Yalnızlığın sarayında bir münzevi
Öğretmen
Lisans
İstanbul
13 okur puanı
Nisan 2017 tarihinde katıldı
Bir su kıyısında, Çıkardım çarıklarımı ve oturdum, ayaklarım suda: “Bugün aaah, ne denli yeşilim! Ne denli uyanıktır gövdem! Dağın ardından bir hüzün çıkıvermez umarım. Sohrap Sepehri
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Giderken Yürekte Kalan İz
Tutklular zıtlıklarla oluşur. çok seven çok da nefret eder. sevdi mi bir bülbülün gülü sevdiği gibi sever nefret etti mi ateşin sudan nefret ettiği gibi nefret eder. bizim sana sevgimiz bülbülün güle olan sevgisi gibiydi. Gidişin farkettirdi ki biz sana tutkuluymuşuz. bazen duygular yarım kalır. Bazı sevgiler hevesle içilen bir çayın, dibini görmeden bardağın elinden kayıp düşmesi gibi telafisi olmayan bir iştiyakla yarım kalır. duygular sende yarım kaldı hep... Hevesler sensiz artık işkence gibi. çayın tadı yok artık. kırlarda gezmenin, derelerden atlamanın, güneşin batışını seyretmenin artık zevki yok. her güneş battığında özlemle, hasretle doluyor içimiz Eskiden özlemenin ne olduğunu bilmezdim. annemi özlerdim, kardeşlerimi özlerdim, çayı, içli köfteyi özlerdim,seni özlerdim ama bilirdim ki bu özlem acıkan bir kuş yavrusunun annesini bekleyişi gibi kavuşma anında geçip gidecek. sen gidişinle bize özlemin yürekte yanan bir kor ile gezmek olduğunu öğrettin... Tınısı iyi ayarlanmış bir müzik dinlediğimde artık ağlayabiliyorum. Bayırda tek başıma gezdiğimde, dağlara tepelere hele ki güneşin battığı ufka doğru bakınca artık kendi kendime konuşabiliyorum... Oğlunu kaybeden bir anne gördüğümde; kardeşini, abisini kaybeden bir kardeş gördüğümde; eşini kaybetmiş bir kadın, babasını kaybetmiş bir evlat gördüğümde yüreğimde taşıdığım -senden eser- korun alevlendiğini hissediyorum. yolda didişen iki kardeş gördüğümde onlara yüreğimde taşıdığım acıdan birazcık tattırmak istiyorum. evladının başını okşayan, ona içindeki o kutsal sevgi ile bakan bir anne gördüğümde o anı sonsuza dek dondurup o duyguyu damıtıp şişelerle tüm evlat acısı çeken annelere dağıtmak istiyorum. baba denildiği an içindeki tüm iyi duygularla yarasını kapatmaya çalışan bir yetimi gördüğümde
İnsan ve Duygular
"haramilere diyeceğim ki: gülümseyiş yüklü bir kervan geldi! bulutu parçalayacağım. gözleri güneşe bağlayacağım gönülleri aşka gölgeleri suya dalları rüzgara sonra bütün bunları birbirine ve çocuğun uykusunu da cırcır böceklerinin mırıltılarına bağlayacağım." S. Sepehri
Şiir
Benim varlığım senin yaptığın bir naıkş Türlü garip renklerini hep senden almış Kendimi düzeltmeye nasıl varsın elim Senden güzelini yapmak bana mı kalmış Ömer Hayyam
Vakit gecenin en kuytu vakti, Hava keskin Arka fonda Farid Farjad, Ortama kokusunu salan demli çay, karşıda doğan hilalin mahur görüntüsü Ve zihnimde sorgulamalar; Kendimi hesaba çekiyorum Bazen darağacında infaz ediyorum, en onulmaz yerlere savruluyorum Bazen en istisna köşeye saklıyorum tefekkürümü İnsanın kaderi kendisine mezar olur mu? Mezar olan kaderim mi? Köhnemiş bir ruhla gençliğin baharı eda edilir mi? Ruhumu köhneleştiren ne ? Çağ mı? Nefessiz kalıyorum bazı geceler Kimsesiz hayatlar yaşıyorum Yalnızlık çöküyor her zerreme Toprak kokusu Yağmur Yağmur sonrası eşsiz senfoni Belki masumiyeti hatırlatıyor Eskiyi, eskiden olanı ve belki hala olanı Saf olan, ilahi olan çocuksu masumiyet Gülleri sevmek gibi Kış mevsiminde şivekar bir karı sevmek gibi..