Tuğçe

Tuğçe
@Annekafasi
İkra!
Varsa bir tavsiyenizi alırım :)
Herkese merhaba, Senenin başında paylaştığım tavsiye istediğim postuma şahane önerilerde bulunmuştunuz. Şahane işbirliğiniz ile benim de o muhteşem kitaplarla tanışmama vesile olduğunuz için hepinize çok teşekkür ederim. Gerçekten çok keyifli bir deneyim olduğu için elbette yeni sene için de yardımınızı rica ediyorum. Yeni kitaplar keşfetmem için bana yardım etseniz, okumalarıma eklesem sizce de şahane olmaz mı? :) Önerilerinizi dört gözle bekliyorum!
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Günaaaydin! 2019’da okuyup kalbinizden vuruldugunuz, inanilmaz etkilendiginiz kitaplari bana önerebilir misiniz? Ben de bu yilki okumalarima eklesem, sahane olsa 🙏🏻
1000Kitap
Sevgili 1000Kitap sakinleri; bu bir yardım çağrısıdır.
Okuduklarımı hatırlamıyorum... Okurken büyük keyif aldığım, beni derinden etkileyen kitaplara dair anekdotlar dışında, hatırladığım pek az şey oluyor. Bir alıntı gördüğüm zaman anımsıyorum, ancak içerikle alakalı, hele okuyalı birkaç yıl da olmuşsa, hatırlama ihtimalim oldukça düşük. Bunu yaşayan var mı? Okuduğu her kitabı hatırlayan var mı? Bununla baş edebilen var mı ya da? Çünkü okuduklarımı hatırlayamıyor olmak, gerçek anlamda üzüyor beni. Merhemini bilen paylaşabilirse beni çok mutlu eder. Şimdiden teşekkürler.
31.05.2018
Her şarkıda seni dinliyorum. Herkes neden seni anlatmış?
31.05.2018 - Annekafası Anlatıyor
Allah aşkıyla yanan bir derviş, O'nun en değerli katında kendine yer edinebilmek için zikir çeker ve her saniyesini ibadet ederek geçirirmiş. Kendini bulma yolunda, gözleri kapalı ve çıplak ayaklarla yürüyen genç yanına yaklaştığında, bir şeyler sorup zamanını çalacak da daha az zikir çekecek diye çok sinirlenmiş ona. O'nun aşkıyla yanıp tutuşan, başka yar tanımayan bu adamın en büyük korkusu ölmekmiş bilir misiniz? Allah aşkıyla yanan, bütün ibadetlerini iki cihanda da O'na yakın olabilmek için yapan ve ölmekten korkan bir adam! Ne tuhaf... Yanına varıp, neden diye sorunca kendini bulma yolunda, gözleri kapalı ve çıplak ayaklarla yürüyen genç, çünkü demiş bizim derviş, öldükten sonra seyr-ü sefa, öldükten sonra ibadet yok. Ölürsem O'na nasıl ibadet edeceğim? Bazı insanları anlamıyorsanız, akıl erdiremiyorsanız bazen hayatın gidişatına, kafanızı bacaklarınızın arasına sıkıştırıp oturmanın bir anlamı yok, yürümeye devam etmek gerek. İnsanları "göründüğü kadarıyla" değerlendirirken, "aslında olanlar" gaipten geliyor mu kulağımıza? İlgili miyiz ki bununla? Biz dervişin esasen kim olduğuyla ilgilenmeyiz. Derviş, bizim tanıdığımız kadar derviştir. Bizim hissettiğimiz kadar derviştir. Onu anladığımız kadar derviştir. Siz yürüdüğünüz yolun dervişiyseniz bile, işte başkalarının gözünde bu kadarsınız. Ya iki derviş, aynı manzaraya bakarken gördükleri muhteşem ağacın, muazzam güzellikteki yeşilini, aynı görmüyorlarsa? Ya benim beyaz dediğim masayı aslında sen sarı görüyorsan da, ezelden beri sarı gördüğün şeyin adını beyaz diye öğrettilerse sana? Benim gözlerimle görsen yürüdüğüm yolu, aklını kaybedecek olursan ya? Misal şimdi söz gelimi duralım bir duvarın önünde. Duvarda asılı bir saat var. Onun yanında bir saat resmi ve yanında ise üzerinde "Saat" yazılı bir çerçeve.