Kadının yaptığı ev işi şimdi erkeğin geçim işinin yanında gözden kaybolmuştu; erkeğin işi her şeydi, kadının işi önemsiz bir katkıydı.
Toplumsal üretimdeki çalışmadan dışlandığı ve evdeki özel işle sınırlandığı sürece, kadının özgürleşmesinin, erkekle eşit konumda bulunmasının olanaksız olduğu ve olanaksız kalacağı, daha burada belli oluyor.
Kadın için bir suç sayılan ve ağır yasal ve toplumsal sonuçalara yol açan şey, erkekler için bir şan ya da en kötüsü, zevkle taşınan hafif bir ahlaki kusur olarak kabul edilmektedir.
Kadının sadakatini, aynı zamanda çocukların babasını kesinleştirmek için, kadın mutlak olarak erkeğin tahakkümüne teslim edilir: Erkek kadını öldürürse yalnızca hakkını kullanmış olur.
Oysa kominist ev idaresi evde kadınların egemen olması anlamına gelir; öz babayı kesin olarak bilmenin olanaksızlığı karşısında, yalnızca öz annenin tanınmasının, kadınlara, yani annelere büyük bir saygı gösterilmesi anlanmına gelmesi gibi. Toplumun başlangıcında kadının erkeğin kölesi olduğu, 18. yüzyıl aydınlanmasından günümüze kalmış en saçma düşüncelerden biridir. Tüm yabanıllarda, alt ve orta aşamalardaki tüm barbarlarda, kısmen de üst aşamadaki barbarlarda kadının yalnızca özgür değil, son derece saygın bir konumu vardır.