Gerilimin yüksek olduğu durumlarda çoğumuz zamanımızı, diğer
kişiye tanı koyarak geçiririz. Tanı koymak gerçekten yararlı bir görüş
sunma isteğini de yansıtabilir, ama genellikle, gizli bir suçlama ve
kendini üstün görme şeklidir. Tanı koyduğumuzda, başka bir insanın
gerçekte ne hissettiğini ya da istediğini, ya da, diğer bir insanın nasıl
düşünmesi, hissetmesi ve davranması gerektiğini bilebileceğimizi
varsayarız. Ama aslında bunları kesin olarak bilemeyiz. Kendi
hakkımızda bile bunları bilmemiz yeterince zor.
Kadınların “ben” konusu üzerinde durmalarını gerektiren bir neden
yok. “Ben kimim?” “Ne istiyorum?” “Neyi hak ediyorum?” Bunlar
hepimizin, haklı olarak uğraştığımız sorular. Hep sorgulamamaya ve gerçek yapımız, doğru yerimiz, annelik sorumluluklarımız, kadınlık
rolümüz gibi konular hakkında diğerlerinin tanımladığı fikirleri kabul etmeye teşvik edildik. Ya da, bunların yerine başka sorulara yanıt aramamız istendi: “Diğerlerini nasıl mutlu ederim?” “Sevilmek ve
onaylanmak için ne yapmalıyım?” “Huzuru nasıl koruyabilirim?” En
büyük acıyı, “Ben kimim?” sorusuyla boğuşmayı beceremediğimizde ve
öfkemizin bu soruları ele almamız gerektiğine işaret ettiğini
reddettiğimizde yaşarız.
Öfkemizi, benlik hakkında bildirimlerde bulunmak üzere kullandığımızda güçlü bir konuma gelmiş oluruz; çünkü kimse bizim duygu ya da düşüncelerimizi tartışamaz. Bunu yapmaya kalkışabilirler belki, ama karşılık olarak onlara kendimizi savunmak için mantıklı açıklamalar sunmamız gerekmez. Bunun yerine, şöyle diyebiliriz: “Bu sana delice ya da mantıksız görünebilir, ama ben durumu böyle görüyorum.”
Öfkeyi etkili bir biçimde kullanmayı öğrenmek, sorunlarımıza yol açtığını ve bizi mutsuz ettiğini düşündüğümüz diğer kişiyi suçlamaktan; diğer insanları değiştirmenin bizim işimiz olduğu fikrinden; onlara ne düşünmeleri, ne hissetmeleri ve nasıl davranmaları gerektiğini söylemekten vazgeçmeyi gerektirir.
Biz kadınlar için asıl önemli konu, iletecek açık bir “ben”e sahip
olmamamız ve benliğimizi tanımlamaya ve sahip çıkmaya başladığımızda
aldığımız yoğun olumsuz tepkilerdir.