“Sana benziyor,” dedi elinin tersi yanağımı okşarken. “Küçücük bir
çocuğun gülüşü, iyi bir insanın kalbi, sevdiğim tüm şarkıların sesi...
İyi olan, güzel olan, sevilecek ne varsa hepsi sana benziyor benim için.
Ben bir günün içinde, seni sadece gördüğüm zaman değil, tüm günüme
yayarak seviyorum böylece. Yokken bile hep varsın yani. Bir çocuk
güldüğünde oradasın, en sevdiğim şarkıyı duyduğumda içimde bir yerlerde... İnsan böyle çok severken vazgeçer mi?”