Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Her şey çözüldü guapa. Olanlarla senin canın da sıkılmadı. Ruhun bile duymadı. Öldürüleceğiz ama köprüyü de patlatacağız. Bunun için endişelenmene gerek kalmadı. Bu pek düğün hediyesi sayılmaz ama... Ama güzelce bir uyku çekebilmek de her şeye bedel değil midir? Güzel bir uyku çektin. Bunu da bir nikah yüzüğü olarak taşıyabilir misin? Uyu, guapa. Güzelce uyu sevgilim. Seni uyandırmayacağım. Senin için yapabileceğim tek şey bu şu anda.
Uğruna savaştığımız her şeyi nasıl seviyorsam, seni de öyle seviyorum. Seni, özgürlüğü, insan onurunu sevdiğim gibi seviyorum, tüm insanların çalışma hakkını, aç kalmama hakkını sevdiğim gibi seviyorum seni. Seni savunduğumuz Madrid'i sevdiğim gibi, ölen tüm yoldaşlarımı sevdiğim gibi seviyorum.
Ama yaşamak, bir tepenin yamacında rüzgarda salınan bir buğday tarlasıydı. Yaşamak gökyüzünde dolanan bir atmacaydı. Yaşamak, tahılın savrulduğu, samanların uçuştuğu harman yerinde, tozlar içinde duran toprak bir testideki suydu. Yaşamak, bacaklarının arasındaki bir attı ve bacaklarından birinin altındaki karabinaydı, bir tepeydi, bir vadiydi, vadinin uzak kıyısında, kenarında tepelerin ötesindeki ağaçların uzandığı dereydi.
... aklına İspanyolca bir şaka geldi. "Hay que tomar la muerte como si fuera aspirina."ydı bu, "Ölümü aspirin gibi almak zorundasın." anlamına geliyordu.