vsco.co/visualldreamer
კვირიკიძე
Uçurumun derinliklerinden çıkamamak, belki de kendi
kimliklerinin çöküşünü yaşamak ve kendilerine yabancılaşmaktır.
~Mutsuz Olmak
Bir çiçek düşünün. Onu sular, yeterince ışık almasını sağlarsanız, yavaş yavaş büyüyen bir filizin çiçek açmasını sağlayabilirsiniz. Ama onu ihmal eder, karanlıkta bırakır, böceklerin yapraklarını kemirmesine izin verirseniz ölür ya da en iyi ihtimalle çirkin bir ota dönüşür.
İnsanlar da çiçekler gibi gelişirler, ancak çiçeklerden farklı olarak kendi seçimlerini kendileri yaparlar: Ne yapacağımıza ve olacağımıza kendimiz karar veririz.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Aristoteles'in kullandığı Yunanca sözcük ("you-die-moania" diye telaffuz edilen, fakat anlamı zıt olan") eudaimonia idi. Sözcük bazen "mutluluk"tan ziyade "gelişme" ya da "başarı" olarak da çevrilir. Eudaimonia mango aromalı dondurma yediğinizde ya da tuttuğunuz takım maçı kazandığında tadacağınız hoş hislerden daha fazlasıdır. Gelip geçici mutluluk anları ya da kendinizi nasıl hissettiğinizle ilgili değildir. Bundan daha nesneldir.
Sokrates ve Platon gördüğümüz dünyayı, yalnızca soyut felsefi düşünceyle ulaşılabilecek olan hakiki gerçekliğin soluk bir yansıması olarak düşünüyordu; Aristoteles ise tam aksine, çevresindeki her şeyin ayrıntısıyla büyülenmişti.
Nasıl açan bir tek çiçek ya da yaşanan bir tek sıcak gün yazın geldiğini kanıtlayamazsa, size haz veren birkaç anın ardından da hakiki mutluluğu bulduğunuzu söyleyemezsiniz.