Veysel Eskin

Veysel Eskin
@Aram04
"havaya kazıyorum mezarımı ve dönüşümü.."
amele
ilkokul
istanbul
4 okur puanı
Mart 2020 tarihinde katıldı
bize yapılanları gördüm, hepsini bin ejder kuvvetinde kötüydüler bir kuşak yok edilirse belki, çok yılın öcünü alacaklardı; kimbilir haklıydılar hepsini gördüm; dağılan beyinler ucuz bir klişe kadar hakikiydi dağılan hayatlar tevazu ile romansız aşklar hep yarına ertelenmiş ve gizli sırtlanlar ısrarlı sır taciriydi annem de korkuyordu onlardan kimdi onlar çün hazır ve nazır onlar içimizde ve zahiriydi bize yapılanları gördüm, hepsini kimliksiz bir ülkenin sadık bekçileri yarınsız memurları dünden ari günün ve aryan rü'yaların yanlış batılıları harita üzerinde oda ararken hepsini gördüm, bir el bombası ellerinde patlayarak yok ediyordu boydangay boygay bir coğrafyayı sadakat hep bugüne gönderilmiş ve açık ebemler ısrarlı yol muhaciriydi gönlüm de korkuyordu onlardan onlar ki toprakta mayın suda kolera havada ihanet kadar çoktu onlar hem yeşil hem hareket bir ordu bize yapılanları gördüm, hepsini an benimle geçerken zamansız
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
sizlere sesleniyorum, insancıklar, yaşamın salakları, dövülen, haraca bağlanan, ezelden beri terleyenler, sizi uyarıyorum, bu dünyanın kodamanları sizi sevmeye başladıklarında, bilin ki sizi savaş salamına çevireceklerdir... bu kesin bir işarettir... asla şaşmaz. l. f. Céline-gecenin sonuna yolculuk
eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya, ikincisinde daha çok hata yapardım. kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım. neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar. çok az şeyi ciddiyetle yapardım. temizlik sorun bile olmazdı asla. daha çok riske girerdim, seyahat ederdim daha fazla. daha çok güneş doğuşu izler, daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim. görmediğim bir çok yere giderdim. dondurma yerdim doyasıya, daha az bezelye. gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine. yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardan olurdum. farkında mısınız bilmem, yaşam budur zaten. anlar, sadece anlar, siz de 'an' ı yaşayın. hiçbir yere, yanına: termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan gitmeyen insanlardanım ben. yeniden başlayabilseydim, ilkbaharda, papuçlarımı atardım. ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayakla. bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır, çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer... ama işte, 85' imdeyim ve biliyorum... ölüyorum... jorge luis borges
akçaburgazlı yekta'nın mahkeme kararını aldığında söylediği mezmurdur önce onların yanında çok iyi yüz gördüm. beni kapıdan karşılayıp ağırlarlardı. sofralarına konuk ederlerdi. onlar iki kişiydi ben birdim. bana elmadan sıkılmış soğuk sular sunarlardı. kapılarını kapım bellemiştim. evlerinde oturacak yerim vardı. önce onların yanında çok iyi yüz gördüm. evleri gürültülü şehirden iki bin ayak uzaktaydı. tahtadan yapılmıştı. beni kapıdan alırlardı, -hoş geldin- derlerdi, onları sevindirirdim. birlikte yaşıyorlardı, çocuksuzdular. birinin adı gülbeyaz'dı, o kadındı, öbürünün adı sinan'dı, o erkekti. ben otuzunda Yekta'ydım, akçaburgazlıyım, oradan geldim, berkes bir yerlidir çünkü, ben, yekta bunu pek hoş buluyordum. sonra az ışıklı odalarına çıkardık. bana yeniden -hoş geldin yekta, bizi sevindirdin senin yanında birçok şeyleri hatırlıyoruz- derlerdi. serin örtülü minderlere oturmak için ayakta dururduk. beklerdik, perdeleri beyaz nakışlı olurdu. halıları bütün odanın döşemesini usulca mor mor örterdi. patlıcan örnekleri ve turuncu güneşler vardı üstünde. birden hepimizin aklına o denizler gelirdi. ayakta durmayı istemezdik. serin örtülü minderlere otururduk. bana -serin örtülü minderlerimizin üstüne otur- derlerdi. bana elmadan sıkılmış soğuk sular sunarlardı. evlerinde oturacak yerim vardı. tütün sunarlardı. bir dinlenme zamanı kadar birbirimizi duyardık. alışmak için zorluk çekmezdik. çünkü karşıt yerlerimiz kalmamıştı bilirdik. girintilerimiz çıkıntılarımız uygundu. sussak da ses çıkarmazdık.
ah şu hiç kurtulamadığım utanç duygum engel oldu yaşamama, yaşamaktan duyduğum utanç engel oldu yaşamama, işte böyle, aynı saçmalıkları yineleyip duruyor, çenesi yüreğinde, kolları diz hizasında sallanıyor, gecenin içinde. beni onun içine, hâla yaşayan onun içine, sürüklemeyi başaracaklar mı bakalım, benim hatıram ve düşüm bu, ama orada değil miyim uzun süredir, orada değil miydim oldum olası, bir zerre duyulan pişmanlık gibi; can çekişip duranın gizli tuttuğu gecem değil mi bu, duruşmadan kaçtığım davam değil mi bu. samuel beckett-hiç için metinler