”acı çekmek ne demekmiş şimdi anlıyordum. acı çekmek bayılana kadar dayak yemek değildi. ayaktaki cam kesiğine dikiş attırmak değildi. asıl acı, kalbi baştan aşağı sancılara boğan bir şeydi. kolları dermansız bırakan, yatakta öbür yana dönme isteğini bile söndüren bir şey.”
budistlerin dediğine göre tanrıyı bulmanın 149 yolu varmış. ben tanrıyı değil, kendimi arıyorum ki bu çok daha karmaşık. tanrı hakkında pek çok şey yazılıp çizilmiş, ama benim için bir tek satır yazılmamış.
jeanette winterson.
bir şair gördüm zambağa “siz” diyordu.
bir kitap gördüm, kelimeleri billurdan.
bir kâğıt gördüm, ilkbahardan.
müze gördüm yeşillikten uzak,
cami gördüm sudan uzak.
umutsuz bir fakih gördüm,
başucunda sorularla dolu bir testi vardı.
bir katır gördüm yazı ile yüklü.
bir deve gördüm, “nasihat ve misal”in boş sepetiyle yüklü.
bir arif gördüm “ya hu” ile yüklü.
bir zamanlar nasıl rahimden çıkarılıp kundaklandıysam şimdi de büyüme sürecinin askıya alındığı zamansız bir vektöre bağlanmıştım.
oğlak dönencesi-hanry miller