Vişnenin Cinsiyeti

7,9/10  (35 Oy) · 
75 okunma  · 
29 beğeni  · 
1.337 gösterim
17. yüzyıl İngiltere'si olan ya da olmayan, fantastik bir dünyada Thames Nehri'nde bir bebek bulunur. Jordan adındaki bu bebek, Köpek Kadın tarafından kurtarılır ve büyüyüp dünyayı gezmeye başlar; ama maceralarında karşılaştığı tuhaflıklar kendi zihninin ürünüdür.

Vişnenin Cinsiyeti, hayal gücüne yazılmış bir güzellemedir. Olup bitenler arasındaki boşlukları ve o boşluklar arasındaki tanımlanmayan zamanları dert edinen, zamanla derdi olan, okumanın bize okumamaktan daha çok zaman kazandıracağını öğütleyen bir eser; özlemi çekilen, hayali kurulan şeylere dair, katı cisimlerden oluşmuş dünyaya bir meydan okumadır. Bizi bir içsel yolculuktan diğerine taşırken, zamanın ve belleğin doğası üzerine de baş döndürücü sorgulamalara götürür.

Jeanette Winterson, tarih ve gerçeklik, aşk ve cinsellik, yalan ve gerçek gibi kavramların algılanışı üzerinden oyunlar oynayarak ustalıkla kaleme aldığı Vişnenin Cinsiyeti'nde on iki prensesin hikâyesini anlatır; bu prensesler sonsuza kadar mutlu yaşamışlardır ama kocalarıyla değil...
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Şubat 2015
  • Sayfa Sayısı:
    174
  • ISBN:
    9789755707143
  • Orijinal Adı:
    Sexing The Cherry
  • Çeviri:
    Pınar Kür
  • Yayınevi:
    Sel Yayınları
  • Kitabın Türü:
Kıvılcım Y. 
 26 Eki 22:18 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 9/10 puan

Tesadüf eseri karşılaştığım bu kitabı hiç düşünmeden okuma listeme eklememin sebebi yazarın önsözüne vurulmuş olmam. Anladım ki çok farklı tarzda bir kadınla ve güzel bir eserle karşı karşıyayım. Sanatı ve okuma anlayışını öyle güzel tarif etmiş ki incelememde önsözünden bir kesit paylaşmadan rahat edemeyeceğim:

"Sanatın yaptığı garip şey, zamanı hem sıkıştırması hem de genişletmesi. Örneğin bir roman okuduğunuzda, birkaç saatlik bir okuma süresi içinde çok büyük olaylar, çok uzun zamanlar geçip gider. Şiir belki bir anlıktır ama yaşamın tümünü içerebilir. Ciddi bir klasik müzik parçası dinlediğimizde zamanın hiç farkında olmayız. Sanatın bize sunduğu iyileştirme etkeni yalnızca ne dediği, ya da ne yaptığı ile sınırlı değildir -neye izin verdiği önemlidir. Gündelik zaman bir süreliğine önemsizleşir. "Zamanın geçtiğini fark etmedim," dediğimizde özgürlüğümüzü hissederiz. Aşık olduğumuzda da aynı şey olur. Yaptığımız işe tamamen daldığımızda da, şöyle rahatça oturup kitabımızı açtığımızda da aynı şey olur.
Okumak bize okumamaktan daha çok zaman kazandırır."

Zaman içinde nerede olmak isterse orada olmayı seçmekten yana olan yazar kitabında da zaman kavramını tamamen yok ederek yaptığı yolculuklardan çok, başka yerde başka zamanda yapmış olabileceği yolculuklarla karşımıza çıkıyor.
Hikayenin içine girdiğimiz andan itibaren boş uzam ve ışık noktaları arasında "dans eden on iki prenses" gibi rüzgara kapılıp sürükleniyoruz.

Köpekleriyle birlikte yaşayan devasa büyüklükte bir kadının Jordan adında bir çocuğu Thames nehrinde bulmasıyla başlıyor roman. Kadının kaba tavırlarından sevilecek bir özelliği yokmuş gibi görünüyor ama zamanla sevdiriyor kendini. Jordan ise denizlere aşık. Yaptığı yelkenleri ırmakta yüzdürmek onun en sevdiği uğraşı. Gemilerin batabileceğine inanmayan bu çocuk, kalbinin -belki de kendinin- arayışı
içine sürükleniyor. Bazen buluşup bazen ayrı düşüyorlar kendi hikayeleri içinde.

Eser tamamen fantastik diyemiyorum çünkü yazar bu kitabın tarihi bir roman sayılabileceğini söylüyor, bir kısım doğru. 17. yüzyılın İngilteresi'nde I.Charles krallığı dönemini kapsıyor. Muz ülkeye geliyor ve ananas ile tanışıyor sonraki yıllarda halk. Diğer taraftan tamamen masalsı. "Dans eden on iki prenses" bizim bildiğimiz masal kahramanlarından oluşsa da isimler ve olay kurgusu tamamen farklı. Yazarın yarattığı "sözcükler kenti"ne ise özellikle hayran kaldım. Kocaman bir balona bindiğinizi ve insanların ağzından çıkan sözcüklerin havaya karışmasıyla yarattığı olumlu/olumsuz tüm etkiyi sopalı yer beziyle temizlediğinizi düşündürüyor yazar sonra da o balonla uçup götürüyor hayalgücünün uç noktalarına.

"Vişnenin Cinsiyeti aslında meyvelere dair değil. Daha önce hiç görülmemiş ama özlemi çekilen, hayali kurulan şeylere dair. Yaşamı yolculuk ve riziko olarak görmeye dair."

Zamanın içinde kaybolmak isteyenlere şimdiden keyifli okumalar.

Pelin Tunç 
25 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

Yazarın okuduğum ilk kitabı ve tarzını oldukça sevdim. Yazarın, üslup ve içerik bakımından sıradışı bir tarzı var. Öncelikle kitap çok farklı içerik yapısından oluşuyor. Her ne kadar 17. Yüzyıl İngilteresinde geçsede, konu orda sabit kalmıyor. Zaman ve mekanı yok eden masalsı anlatımın yanı sıra fantastik kurguyla döşenmiş, gerçeklikten bağını da koparmayarak bir dünya yaratmış. Gerçeklik ve hayal dünyası simgesel anlatımını da katarak değişik biçimlerde sürekli etkileşim halinde. Ayrıca olayların içinde İroniler bolca bulunuyor. Hele ki ana karakterin felsefik bakış açısı, beni düşünceler deryasına sürükledi. Sizi derin ve gizemli yolculuklara çıkartan okurken zaman kavramını yok eden kitaplardan. Okumanızı tavsiye ederim.

Hatice Çakır 
 01 Şub 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Roman, görünüşte 17.yüzyıl İngiltere'sinin kargaşa dolu yıllarını konu alsa da zamandan ve mekandan bağımsız ilerliyor. Yazarın bu tarzı seçmesini, püriten ahlak anlayışının, farklı adlar ve kimliklerle her zaman topluma dayatıldığını göstermek istemesine bağlıyorum.Günümüzde de geçmişte olduğu gibi zorla dayatılan ahlak anlayışları, baskı, hoşgörüsüzlük ve dünyayı sömürme devam ediyor ve bu hep tekrarlanacak ne yazık ki. Bizim ve Dünya'mızın daha çok Köpekli Kadınlara ve ona bu süreçte destek olacak Jordanlar'a ihtiyacımız var...

Keyifle okudum, özellikle on iki prensesin anlatıldığı kısım harikaydı

instgrmkahvecisi 
03 May 21:56 · Kitabı okudu · 2 günde

Sel yayınlarından çıkan kitabın kapak tasarımı çok sevimli :) Karakter yaratma ve alaycılıkta gayet başarılı olan yazar, soyut kavramları da çok güzel işlemiştir.

batırtürikter 
17 Eki 01:18 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Muhteşem bir kurgu ve akıcı bir anlatım...Son zamanlarda okuduğum en ilginç ve bir o kadar da etkileyici kitaptı.Konusu,anlatımı,her şeyi ile bir bütün ve parçalar kitabıydı.

Kayra D.A 
12 Eyl 20:36 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · Puan vermedi

On iki prenses hikayeleri ile kitaba ayrı bir hava katan ilginç ve kahramanların hayallerinin içinde bolca yüzülen bir kitap. Eşcinsellik, aşk, cinsellik, tarih gibi bir çok kavramın içinde kendinizi buluyorsunuz ve kahramanların felsefi düşüncelerine kafa yoruyorsunuz. Keyifle okuduğum bir kitaptı.

Ibrahim D 
24 May 07:54 · Kitabı okudu · 5 günde

Ele alınan konu farklı bir tat sunuyor okuyucuya, olaylar ve hikayeler mini roman havasi verip insani sasirtmaya yetiyor. Zamanin tek ve bir oldugunu, her yolculugun kendi içimize isledigini güzel bir sekilde anlatiyor. Keyifle okuyunuz.

alice 
07 Mar 22:50 · Kitabı okudu · 12 günde · Puan vermedi

daha ilk cümlesinden farklı bir kitapla karşılaşacağınız belli zaten: "vişnenin cinsiyeti, ananas hakkında bir kitaptır. "
fantastik, masalsı, düşler nerde biter, gerçek nerde başlar içiçe geçmiş bir kitap.

Kitaptan 77 Alıntı

Meryem Yılmaz 
09 May 00:58 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

"Herkes aynı fikirde olunca hayatın keyfi kaçıyor."

Vişnenin Cinsiyeti, Jeanette Winterson (Sayfa 75 - Sel Yayinlari)Vişnenin Cinsiyeti, Jeanette Winterson (Sayfa 75 - Sel Yayinlari)

Hiçbir tutar yanı olmayan bu hayaller nerden gelip yerleşir insanın kafasına ?..

Vişnenin Cinsiyeti, Jeanette Winterson (Sayfa 50 - sel)Vişnenin Cinsiyeti, Jeanette Winterson (Sayfa 50 - sel)
Elçin 
25 Ağu 20:51 · Kitabı okudu · 7/10 puan

O kadının yüzü, göze almaya cesaret edemeyeceğim bir deniz yolculuğuydu.

Vişnenin Cinsiyeti, Jeanette WintersonVişnenin Cinsiyeti, Jeanette Winterson
Kıvılcım Y. 
 23 Eki 21:41 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Her yolculuk kendi çizgileri içinde bir başka yolculuk gizler: sapılmayan dönemeç, unutulan açı. Kayda geçirmek istediğim yolculuklar bunlar işte. Yaptıklarım değil de yapmış olabileceklerim ya da belki başka bir zamanda başka bir yerde yapmış olduklarım.

Vişnenin Cinsiyeti, Jeanette Winterson (Sayfa 12 - Sel Yayıncılık)Vişnenin Cinsiyeti, Jeanette Winterson (Sayfa 12 - Sel Yayıncılık)
Meryem Yılmaz 
 12 May 20:55 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

"Bir duyguyu duymamaya ikna edebilir misiniz bir insanı? Şu anda içimdeki en güçlü güdü sağduyuyu bir yana atıp başıma geleni olduğu gibi kabullenmek; yani, zaman yavaşladı."

Vişnenin Cinsiyeti, Jeanette Winterson (Sayfa 151 - Sel Yayinlari)Vişnenin Cinsiyeti, Jeanette Winterson (Sayfa 151 - Sel Yayinlari)
Elçin 
12 May 13:34 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Çalabildiği her kağıt parçasından yelken yapardı. Çamurların ortasında dikilişini ya da yere yüzükoyun yatmış, burnu neredeyse suyun içine girmiş minik tekneyi eliyle dengeleyişini, sonra da rüzgara salışını seyrederdim. Saatlerini harcardı böyle. Zamanı gelince kalbini de aynı şekilde salıverdi.
Gemilerin batabileceğine inanmazdı.

Vişnenin Cinsiyeti, Jeanette WintersonVişnenin Cinsiyeti, Jeanette Winterson
Elçin 
12 May 13:30 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Adamın kaşları arşı alaya fırladı, başka hiçbir yerinin de cennete ulaşacağı yoktu bana sorarsanız.

Vişnenin Cinsiyeti, Jeanette Winterson (Sayfa 30)Vişnenin Cinsiyeti, Jeanette Winterson (Sayfa 30)
Pelin Tunç 
25 Eyl 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Oysa ben yola çıktım ve gördüm ki kafanın en basit yolculuğunun bile sonu yok. İlk adımı atıyorum ve anında yüzlerce alternatif yol çıkıyor karşıma . Bunlardan birini seçiyorum, başlamamla birlikte yüzlercesi daha beliriyor. Ne zaman niyetimi daraltmak istesem, genişletmiş oluyorum. Oysa bütün dar boğazlar, kanallar eninde sonunda beni açık denize götürüyor. İşte o zaman anlıyorum ne bitmez tükenmez bir genişliği olduğunu kafanın.

Vişnenin Cinsiyeti, Jeanette WintersonVişnenin Cinsiyeti, Jeanette Winterson
Kıvılcım Y. 
26 Eki 20:12 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Risk olmadan güvence olmaz ve göze aldığın şey, neye değer verdiğini açıklar.

Vişnenin Cinsiyeti, Jeanette Winterson (Sayfa 161 - Sel Yayıncılık)Vişnenin Cinsiyeti, Jeanette Winterson (Sayfa 161 - Sel Yayıncılık)
Pelin Tunç 
25 Eyl 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Bazılarının dediğine göre Tanrı'yı aramanın esas amacı kendi benliğini unutmak, kendi kendini sonsuza dek yitirmekmiş. Ama insanın kendisini kaybetmesi zor değil ki... Yoksa onlar egodan mı söz ediyorlar -içinde ruh taşımayan , içi boş, çığlıklar atan kadavradan mı söz ediyorlar ?

Vişnenin Cinsiyeti, Jeanette WintersonVişnenin Cinsiyeti, Jeanette Winterson